| Yazar | : | İsmail Çolak |
| İsbn | : | 9789944411813 |
| Yayın Tarihi | : | Mart, 2007 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 300 |
| Ölçü | : | 13,5 x 21 cm |
| Yayınevi | : | Akis Kitap |
Sultan II. Abdülhamid, geçmişten bugüne uzanan süreçte Osmanlı'nın ve yakın geçmişimizin en çok tartışılan ve konuşulan, hakkında en fazla eser ve makale üretilen; aynı zamanda en ziyade yergi ve iftira oklarına hedef olurken kısmen aşırı övgülere de muhatap olan, hâlihazırda tarihimizin en muammalı kapalı kutularından birisi haline getirilmiş vaziyettedir. Hakkındaki "Ulu/Cennet Mekân" ya da "Kızıl/Müstebit" yargısı hala sürüp gitmektedir. "Abdülhamid Gerçeğinin" henüz tüm yönleriyle keşfedilmediği, hakkında sağlıklı, tutarlı, objektif ve ilmi analiz ve değerlendirmelerin yeterince yapılmadığı da ayrı bir gerçektir.
Daha çok, bir kısım "etkin ve yetkin" siyasi ve entelektüel çevrelere bulaşan bu "Abdülhamid illeti ya da bilmecesi" büyük ölçüde, onun yürüttüğü derin ve çok yönlü politikaların çapını anlayamamaktan, kendisini kuşatan ağır şartları bilmemek ve takdir edememekten ve nihayet muhafazakâr ve geleneksel kaynaklardan beslenen kişiliğine ve tavırlarına duyulan alerji veya nefretten türemiştir.
Bu biraz da Abdülhamid'in kendisiyle ilgilidir; zira Yıldız'a kapanarak zatını ve fikirlerini mümkün olduğunca dış dünyadan gizlemiş§ ve sadece yakınındaki çok dar bir çevreye açılmıştır. Ki, Fransız Figaro gazetesi 1892'de ona "Görünmez Sultan" adını takmıştı. Haliyle, hakkındaki tüm spekülasyonlar da, onun gizemli dünyasına nüfuz edememekten ve esrarına vakıf olamamaktan doğmuştur.
Ancak şu da bir hakikattir ki, belki kendisini Yıldız'a hapsetmişti; ama ufku, vizonu, hayalleri, projeleri ve yenilikleri Yıldız'ın duvarlarını fersahlarca aşacak seviyedeydi. Abdülhamid'in çehresini kapatan kalın örtü ya da sis tabakası açıldıkça ve kişiliğine yönelik saldırılardan hâsıl olan katran temizlendikçe "Gerçek Abdülhamid" olanca ihtişamıyla ortaya çıkmakta, şaşırtıcı parlaklığıyla gözleri kamaştırmakta ve aklın sınırlarını zorlamaktadır. O, öylesine diri, dinamik ve vizyon sahibi bir padişahtı ki, yaptığı iş ve icraatlarla çağını aşmaya muvaffak olmuştu. Günümüzde bile sanki "yaşayan bir siyasetçiymiş gibi" basınımız, aydın ve akademisyenler arasında sık sık gündeme oturarak tartışmalara kaynak ve malzeme teşkil etmektedir...