| Yazar | : | |
| Yayın Tarihi | : | Temmuz, 1974 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 248 |
| Ölçü | : | 23,5 x 31 cm |
| Yayınevi | : | Akademi Mimarlık ve Sanat |
| Bahsi Geçen | : | Feridun Akozan |
Mimarlığımızda, son 50 yıllık gelişmenin anlaşılması için, kendinden önce dayandığı, en az 50 yıllık bir dönemi gözden geçirmek gerekir. Osmanlı mimarisi, 19. yüzyılın ikinci yarısında, artık son yıllarını yaşamaktadır. Son stilistik hamleler (barok, ampir gibi) arkada bırakılmış, eklektik bazı araştırma ve teşebbüslere girişilmiştir. Bununla beraber, önceki yüzyılların kurmuş olduğu esas o kadar sağlam ve canlıdır ki, mimari gelenek ve anlayış, yüzyılın sonuna kadar kendini daima hissettirmekte devam edebilmiştir. Hele büyük merkezlerin dışında kalan şehir ve kasabalarda mimari, eski varlığını hemen hemen bozulmamış bir biçimde sürdürebilmiştir. Büyük şehirlerde ev mimarisi adeta dondurulmuş bir şekilde 19. yüzyıl "sıra pencere' sistemine bağlı kalmaktadır. Pencere dikine 1 'e 2 oranındadır. Bu öge ahşap, kâgir çoğu iddiasız binalarda tek geçer anlayıştır. Mimari bu üniteden meydana getirilmektedir. Bu işi çoğu zaman Rum ve Ermeni mimarları, daha doğrusu, o zamanın deyimin kalfalar yürütmektedir. Mimarlık ve yapı işleri kalfaların elindedir ve görüşleri, anlayışları da bu dar çerçeve ve kalıp içine sığdırılmıştır. Mimarlık, her türlü benlik iddiasını yitirerek kişiliksiz, daha doğrusu, anonim olmuştur. Fakat bu sayededir ki, mimarlık meslek ve sanatı, her türlü özenti ve eksantrik teşebbüslerin dışında kalabilmiştir. Bu hat rahat rahat yüzyılın sonuna kadar sürmüştür denebilir. Anadolu'da durum Birinci Dünya savaşına kadar bu şekilde kalabilmiştir. Genel durum böyle olmakla beraber, özellik taşıması gereken yapılarda, ün sahibi birkaç mimarın eserlerinde tutum farklıdır. Bu binalarda bir yenilik ve eski usullerden kopma aranmaktadır. Henüz yaygın bir halde belirtileri görülemeyen bu teşebbüsler, zamanla eski "fenni mimari' bünyesini kemire kemire zayıflamış ve çökmesine sebep olmuştur. Yenileşme hareketleri resmi, askeri binalarda ve sarayda başlamıştır. Mimarlar henüz "Balyan' adını taşırlar. Bu aile, başka memleketlerde az bulunabilecek bir şans ve sebat ile bir yüzyıldan beri Türk mimarisinin hali ve geleceği üzerinde büyük ölçüde etkili olmuştur...