| Yazar | : | Cahit Kayra |
| İsbn | : | 9754583331 |
| Yayın Tarihi | : | 2002 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 681 |
| Ölçü | : | 13 x 19,5 cm |
| Yayınevi | : | T. İş. B. Kültür Yayınları |
Her çalışmanın bir amacı olması gerek. Ben, Türkiye'nin yirminci yüzyılının çetin yollarından yürüyüp gelmiş insanlardan biriyim. İmparatorluk çökerken doğdum. Atatürk döneminin heyecanları, sevinci ve güvencesi içinde yaşadığım talihli bir çocukluğum oldu. Bir cehennem savaşının kenarında güç koşullar içinde askerlik dönemleri geçirdim. Daha sonraki karmaşık yılları, bazen bürokrat, bazen politikacı olarak sorumlu görevlerde çalışarak, bazen de şimdi olduğu gibi bağımsız yaşadım. Geriye bakarken o eski günlerdeki kuşağın düşünce ve davranışları ile bugünün mantığı arasında yer yer uçurumlar olduğunu düşünüyorum. Ancak bugünkü düşüncelerimin de ne kadar doğru, gerçekçi ve haklı olduğunu bilmediğimi söyleyebilecek kadar dürüst ve yürekli olduğuma inanıyorum.
Amacım böyle bir dönemde Türkiye'de benim türümdeki insanların dünya görüşlerinin ve yaşam çizgilerinin ne olduğunu anlatmaya çalışmak. Böyle bir dönemde, benim durumumda bir insanın yaşam serüveni, bekleyişleri, arayışları, düşünce yapısı ve yaşamı yorumlayışı, yaşama yanıt verişi... Bu anıların içerdiği olaylar bu tabloyu anlatabilecek mi, bunu okur değerlendirecek.
Bu arada bir başka düşünceye de yer vermek istiyorum.
Bazı kişiler, sözgelişi politikacılar, siyaset sahnesinde uzun süre kalırlar. Pek çok önemli olaylara tanık olur ya da karışırlar. Başrolleri oynarlar. Yörelerini etkilerler. Çok şey bilirler. Ama bildiklerini yazıya döküp bırakmazlar. Turan Güneş, İbrahim Öktem, Turhan Feyzioğlu, Ferit Melen, Hasan Esat Işık ve daha başkaları... Aslında anlatabilecek konuları olan kişilerin, kendilerinden sonraya anılarını bırakmalarının sosyal bir görev ve sorumluluk olduğuna inanıyorum. İnsanın kendi belleğinin, toplumun ortak belleğine yansıması gerek. Anılarımın hazırlanmasında bu mantığın da yeri vardır.
Anılarımı hazırlarken yirminci yüzyıl Türkiye'sinin yönetici kadrolarını dönemlere ayırmayı tasarladım. Bana göre bu yüzyıl içinde dört değişik kuşak, ülkenin yönetiminde söz sahibi oldu. Bu ayırmanın bilimsel bir anlamı olduğu savında değilim...