| Yazar | : | Önder Kaya |
| İsbn | : | 9789756614730 |
| Yayın Tarihi | : | Kasım, 2009 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 256 |
| Ölçü | : | 16,5 x 24 cm |
| Yayınevi | : | Küre Yayınları |
29 Mayıs 1453'te gelen fetih, İstanbul açısından tam anlamıyla bir dönüm noktasıdır. Şehir, bu tarihten itibaren Osmanlı İmparatorluğu'nun egemenliği altına girer. Konstantinopolis'i ele geçiren Osmanlı sultanı 2. Mehmet, bu olay sonrasında "Fatih" unvanı ile anılır olmuş ve İslam dünyasında büyük bir saygınlık kazanmıştır. Her ne kadar sahihliği ilahiyat çevrelerince tartışılsa da Hz. Muhammed'e atfedilen "Konstantiniyye mutlaka fethedilecektir. Onu fethedecek kumandan ne güzel kumandan ve onun ordusu ne güzel bir ordudur" hadisi çerçevesinde Rum kayzerliğinin ya da nam-ı diğer Roma İmparatorluğu'nun son başkenti, henüz yirmili yaşlarının başında ve çiçeği burnunda bir Türk hükümdarı tarafından alınacaktır. İstanbul'un ehil bir sultanın eline geçtiği rahatlıkla söylenebilir. Zira Fatih, yaşadığı dönemin kalıplarına sığmayan bir adamdır. Daha şehzadelik döneminde sarayında İtalyan sanatçı ve danışmanlar barındıran, onlardan Batı dilleri öğrenmeye çalışan, tutmuş olduğu bir deftere insan ve hayvan suretleri çizerek portre sanatına ilgi duyan, bununla da yetinmeyerek İtalya'daki sanatsal gelişmeleri yakından izleyen, saltanat yıllarında bazı İtalyan sanatçıları başkentine getirterek onlara siparişler vererek madalyon ve portresini yaptıran, hatta bazı Batılı kaynaklara göre yaşadığı sarayın duvarlarına dahi resimler çizdiren, dönemin patriğinden Hristiyanlığın esaslarını anlatan ve akaidini savunan bir risale kaleme almasını isteyip sonrasında ortaya çıkan eseri beğenerek bu din adamını takdir eden, dönemin İslam şeriatı algısı çerçevesinde her ne kadar şehrin yağmalanmasının önüne geçemese de Ayasofya başta olmak üzere bir takım kamu binalarını "Kılıcımın hakkıdır" diyerek koruması altına alıp yağmadan koruyan, eski Roma imparatorlarının yaşadığı sarayların harap halini gördükten sonra hüzünlenerek Farsça şiirler söyleyen, gayrimüslimlerin yaşadığı Galata'ya övgüler düzen, şehri başta kendi adını taşıyan külliye olmak üzere paşalarına sipariş ettiği İslam mimarisinin seçkin örnekleri ile donatıp, farklı bölgelerden getirdiği İslam ahalisi ile iskân eden bir İslam mücahididir karşımızdaki ve hiç şüphe yok ki Osmanlı tarihinde onunla karşılaştırılabilecek bir emsal bulunmamaktadır.