| Yazar | : | Kolektif |
| İsbn | : | 9759364417 |
| Yayın Tarihi | : | 2003 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 338 |
| Ölçü | : | 16,5 x 23,5 cm |
| Yayınevi | : | Mehmet Tosun |
Sultan II. Abdülhamit Han yakın tarihimizin en az anlaşılan bir tarihi şahsiyetidir. Hatta onun kişiliği, çoğu zaman siyasi sebeplerle ve kasıtlı olarak çarpıtılarak topluma aksettirilmiş ve tarihi gerçekler perdelenmiştir. Bu durum ise kendiliğinden onun döneminin (1876-1909) yanlış bilinmesine ve yorumlanmasına sebep olmuştur.
Hâlbuki Sultan II. Abdülhamit, Osmanlı Devleti'nin son dönem tarihinin en önemli ve en ilgi çekici şahsiyetidir. Devletin başına en hassas ve ağır tehdit ve tehlikelerle dolu bir zamanda geçmiştir. Devlet başkanlığını teslim almasıyla birlikte kendisini meşum 93 harbinin içinde bulmuştur. Osmanlı Devlet gemisi o sırada korkunç fırtınalı sularda ve her tarafından çatırdamaya başlamış, orta direk kırılmak üzeredir. Sultan II. Abdülhamit, 33 yıllık hükümdarlığı süresinde gemiyi batmaktan kurtarıp sahil-i selamete çekmeye, sakin bir körfeze getirip her tarafını onarmaya gayret etmiştir.
Bu 33 yıllık dönem içerisinde ise düşman ülkeler Çarlık Rusya'sından başlamak üzere devletimizi çökertip Osmanlı topraklarını paylaşma hedefinde birleşmiş ve müşterek bir cephe teşkil etmiş bulunuyorlardı. Meşhur "Şark meselesi"nin ana hedefi bu idi. Düvel-i muazzama yani büyük devletler önce Türk hâkimiyetine Balkanlarda son vermek, müteakiben de Anadolu'daki varlığımızı yok edip, Ortadoğu'daki toprakları işgal suretiyle buranın servet ve stratejik imkânlarını ele geçirmek istiyorlardı. Bu, toptan tasfiye planının uygulanmak istendiği 19. asrın son çeyreği ve 20.yüzyılın başlangıcında devletimizin başında Sultan Abdülhamit'in bulunmuş olması onu en önemli hedef haline getirmişti. Bu asıl gerçeği gören tasfiyeci ve paylaşımcı emperyalist devletler Sultan Abdülhamit'i zayıflatıcı ve hâkimiyet sahnesinden uzaklaştırıcı çabalara ve tertiplere başvurdular. Bunlar içerden de kendilerine yardımcı unsurlar bul-muşlardı. Osmanlı Devleti'ni çökertip, bir parçasını kendileri için koparmak isteyen Ermeni komitacılarının, Padişahın şahsına karşı düzenledikleri Yıldız suikastı bu iç hasım unsurların feci teşebbüslerinin nerelere kadar uzanabildiğinin en açık örneklerinden birisi olmuştur.