| İsbn | : | 9751732255 |
| Yayın Tarihi | : | 2006 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 148 |
| Ölçü | : | 16 x 22 cm |
| Yayınevi | : | Kültür ve Turizm Bakanlığı |
Bugün dünyada milletlerin şiir sanatıyla ilişkilerine baktığımızda Türk şiirinin özgün bir konumda olduğunu görüyoruz. Bazı milletler var ki şiirleri ancak modern dönemde var olabilmiş. Bazı milletler de var ki modern öncesi dönemlerde büyük bir şiir verimi ortaya koyabildikleri halde, şiirleri modernliği yakalayamamış. Türk şiiri işte bu iki yaka arasında kendine has bir ada işgal etmektedir.
Türklerin tarih sahnesine çıktıkları yüzyıllardan beri güçlenerek gelen bir şiir geleneği var. Millet olarak geçirdiğimiz her dönüşüm ve değişimin izleri şiirimizde de açık seçik bir surette okunabilmektedir. Adeta, Türk milleti dünyaya şiirle gelmiş, yoluna da şiirle devam eder bir görüntü arz etmektedir.
Demek ki geçmişe doğru gidildiğinde şiirimiz de bizim kadar eskidir, diyebiliyoruz. Bu geçmiş derinlik bir yerde tıkanıp kalıplaşarak, katı kurallara bağlanarak kalabilirdi... Oysa Türk ruhu değişimi şiarlaştımış bir ruh olduğu için, yeni gelen zamanlara uyum gösterme konusunda şiirimiz de devletimiz ve milletimiz gibi her büyük değişime ayak uydurmuş ve her yeni çağda kendisini bir kere daha yeniden var etmesini bilmiştir.
Türklerin Anadolu'ya yerleşme sürecinde kültür değişirken şiir de büyük değişimler geçirmiş ve bugün "klasik" adını almış olan birçok yönlülük, tabiri caizse kozmopolit yapı kazanmıştır. O çağlarda Orta Doğu'da geçerli olan iki önemli dil ve şiirin yanına Türkçe ve Türk şiiri kendini de katmıştır: Arap ve Fars şiirinden etkiler alan bu şiirlerin insanlığın hazinesine kattığı değerleri özümseyen Türk şiiri, zamanla bu coğrafyanın öncü şiiri konumuna yükselmiştir...