Ziya'ya Mektuplar

Yazar : Cahit Sıtkı Tarancı
Yayın Tarihi : Nisan, 1957
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 208
Ölçü : 12 x 17 cm
Yayınevi : Varlık Yayınları
Bahsi Geçen : Ziya Osman Saba

İçlerinden ikisi çoktan rahmetli olmuş yedi gencin "Yedi Meşale" adlı şiir kitabı, rahmetli muallim Ahmet Halit'in yeni kurduğu kitabevinin yayınları arasında, 1928 yılının bahar aylarında çıkmıştı. "Yedi Meşale"nin hızı, aşkı ve şevki, Yusuf Ziya Ortaç'ın, bu gençleri etrafına toplayarak çıkardığı "Meşale" adlı dergiyle aynı yılın yazında da sürmüş, güz gelmiş okullar açılmıştı. Ben, 1927 - 1928 ders yılını, Galatasaray'ın, lise birinci sınıf öğrencisi olarak tamamlamışken, belki bütün bu şiir çalışmaları sonucu, 1928 - 1929 ders yılında da aynı sınıfın öğrencisi olmaya, utançla karışık bir hüzün, kırık bir haysiyetle hazırlanıyordum. Şimdi, o sınıfı, bana bir daha okutmuş, böylelikle bana, şairlerin, arkadaşların, tek kelimeyle insanların en iyilerinden birinin en yakın arkadaşlarından olmayı nasip etmiş riyaziyeci Delloli'nin, o rakam adamının sınıf döndürücü rakamı atmış mübarek elini -o el de toprak olmadıysa şayet- öpesim geliyor. Sınıf dönmenin utancını en çok duyacağım ders, Fazıl Ahmet Aykaç'ın verdiği edebiyat dersi olacaktı elbette. Geçen yıldan öğrencisiyken, arkadaşlarım, "Yedi Meşale" den şiirler okumuşlardı ona. Böylece, şiir yazdığımdan, hiç istemediğim halde, haberi olmuştu. Artık, onun gözünde ben, sınıfta kalmış şair taslağından başka ne olabilirdim? Allahtan ki, onun da mebus seçileceği söylentileri dolaşıyordu. Bu ümitle ve Ankara'ya bir an önce gitmesi dileğiyle, dersinden kaç kere kaçmıştım. Ama o, öğretmenlikten bir türlü ayrılamıyor, benimse dersten kaçmam gittikçe güçleşiyordu. Nihayet yüzümü kızdırıp bir dersine girdim. Eski sınıfımdaki yeni arkadaşlarımdan bir çoğunun koridorlarda, bahçelerde karşılaşa karşılaşa tanıyageldiğim yüzleri arasında dikkatimi çekmemiş bir yüze, hayatımda ve edebiyatımızda ne büyük yer alacak bir sanatçının yüzüne o gün, o derste ilk defa dikkatle bakacak, sesini duyacaktım. Fazıl Ahmet, yeni öğrencilerinin edebiyatla ilgi derecelerini ölçmek için zekice bir usül bulmuştu: Her öğrenciden, Türkçe olsun, Fransızca olsun, sevdiği bir şiiri okumasını istedi…
******