Yaşadıktan Sonra

Yazar : Tahsin Yücel
Yayın Tarihi : Ekim, 1969
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 108
Ölçü : 11 x 18,5 cm
Yayınevi : Yankı Yayınları

Şimdi daha iyi anlıyorum: o dönüp dolaşıp kendi kendine gelmeleri de bir kendi kendinden kopmanın, başka başka insanlara bölünmenin, başka başka insanlarda parçalanıp ufalanmanın başlangıcıydı aslında. Ama bunu kendisi de bilemezdi: çok küçüktü, hem de çok dar bir alanda dönüyordu, en kolayın, en rahatın alanında. Her şeyi adlara bağlıyordu. Ötegeçe'de bir çocuk, diyelim ki Ürüstem, aramıza ayağında yeni bir pabuçla geldi mi, Memedali her şeyi bırakır, hışımla evlerine koşardı: "Kız ana, ne diye Memedali koydun benim adımı, neden Ürüstem koymadın?" diye çıkışırdı anasına. Anası bu değişmez kızgınlığın yeni nedenini öğrenmek ister, şaşırmış gibi yaparak: "Neden, oğlum?" diye sorardı. "Neden olacak?" diye gürlerdi Memedali: "Şimdi o lastik ayakkabıyı ben giyecektim!" Evlerinde, yazın yeşil, kışın kuru soğan eşliğinde gırtlaktan geçirilmesine çalışılan, yarı - yavan bulgur pilavının çevresinde toplandılar mı, son bayramda yedikleri yemek gelirdi hemen gözlerinin önüne. Sonra Ürüstem'lerin evinde her gün yeni bir bayram yemeği yenildiğini düşünür, üzgün üzgün çevresindekilere bakarak içini çekerdi: şimdi taşıdıkları adlarla adlandırılmakla kötü bir oyuna gelmişlerdi ona göre: adamca bir yemek bile yiyemiyorlardı. Bayram yemeklerini saymazsak, Memedali her yemekte bir kere daha kızardı bu işe. "Kız ana!" diye başlardı öfkeyle. Ürüstem'in Hacer bacısının Cumali'ye gelin gitmek üzere olduğu, bu gidişin sıkı hazırlıkları dolayısıyla, anasının Ürüstem'in anasına yardıma geldiği günlerden birinde, Ürüstem'lerin evinde, yanlış bir kapı iterek, belki keklik yürüyüşü, belki ak kolları, belki büyüklerden duyduklarımızın etkisiyle, hepimizin özlem dolu bir gözle baktığı Hacer bacımızı Cumali'nin kucağında görünce de aynı zorlu öfkeyle…
******