XVI-XVIII. Yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu

Yazar : Robert Mantran
İsbn : 9755331271
Yayın Tarihi : 1995
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 234
Ölçü : 13 x 19,5 cm
Yayınevi : İmge Kitabevi
Bahsi Geçen : Mehmet Ali Kılıçbay

Çalışma hayatının tümünü Osmanlı tarihine adamış olan Robert Mantran'ın makalelerinden ve çalışmalarından bir kısmını üç ana bölüm halinde sunuyoruz. Bu çalışmaların ilk bölümü dört makaleden oluşan İstanbul konusuna ayrılmıştır. Bu kent hakkında şimdiye kadar Türkçede yayınlanan çok sayıda çalışma vardır. Ama bunların büyük çoğunluğu siyasal tarih veya sanat tarihine ilişkin eserlerdir. Gene bu çalışmaların ezici çoğunluğunun birinci kaygısı Osmanlı başkentinin ihtişamını göstermek olmuştur. Tarihin bir edebi tür olmaktan bilimsel bir disiplin olmaya doğru uzanan uzun serüveni içinde, bu tavırların eskilerde kalmış olmaları gerekirdi, ancak ne yazık ki ülkemiz tarihçi çevreleri açısından hala egemen refleks olmayı sürdürüyor. İstanbul'un ihtişamının maddi temelleri sorgulanmalıydı, araştırılmalıydı; bunun ne pahasına gerçekleştiği hususu kafaları kurcalamalıydı. Oysa nüfusu 800.000'e kadar çıkmış bulunan ve modern anlamda bir endüstrisi olmayan bir kentin, ilkel tarımsal tekniklere sahip bir ülkenin içinde nasıl bu hale geldiği, nasıl iaşe edilebildiği ilk sorulması gereken sorulardır. Akdeniz dünyası sanayi devrimine kadar bir kent-devletler dünyası olmuştur; hatta denilebilir ki, gene aynı devrime kadar dünya ekonomisine kentler egemen olmuşlardır. Bunun çok açık bir nedeni bulunmaktaydı. Bu kentlerin istisnasız hepsi dünya çapında ticaret yapıyorlar ve elde ettikleri servetlerle de hem kendilerini doyurabiliyor, hem de kentlerinin ihtişamını inşa ediyorlardı. Bu kentler dünya üzerindeki ticari üstünlüklerinin tartışılır hale geldiği dönemlerde de endüstri kentleri haline gelerek, eski alışkanlıklarını sürdürmenin olanağını gene bulmuşlardır. Oysa İstanbul, bırakın dünya ticaretini, Osmanlı iç ticaretine bile egemen olamamıştır. Öte yandan, zenaat tipi örgütlenmenin boyutlarını hiç de aşmayan endüstrisi ihracat yapabilmenin çok gerisinde kalarak, kentin dahi ihtiyaçlarını karşılayamamıştır. O zaman İstanbul'un azamet ve ihtişamının kaynağı Osmanlı despotizmi olmaktadır. Osmanlı, başkentini ülkenin tümüne dayatmış, sermaye birikimine kaynaklık edebilecek artık ürünleri kentinin iaşesinde kullanmıştır...
******