Vira Demir İstanbul'dan İskenderun'a Denizciler İçin Rehber

Yazar : Sadun Boro
İsbn : 9757783161
Yayın Tarihi : Mayıs, 2009
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 500
Ölçü : 22 x 30,5 cm
Yayınevi : TEB

Ege sahillerimizi ilk defa 1961 yılında, o zamanki teknem "Harem"le gezmiştim. Bilhassa güney sahillerini avcunun içi gibi bilen rahmetli Edip (Ossa) ağabey ile beraber iki ay Fethiye'ye kadar inmiştik. Daha o tarihte Ege'nin eşsiz güzelliğine hayran olmuştum. Dünya seyahati dönüşü İstanbul'daki bir fabrikada çalışırken, gene her yıl bir aylık tatilimde, "Kısmet"le Ege'ye iner, bilhassa bir bölgeyi etraflıca gezer, dönerdik. Emekli olup, 1977-79 yıllarında yaptığımız Amerika gezisinden sonra Bodrum'a yerleştik. İşte o günlerden beri, Ege, "Kısmet"in vazgeçilmez dünyası oldu. Yılın 8-9 ayı bu sularda birbirinden güzel koylarda geçiyor. İnsan bu denizi çevreleyen koyları ayrı ayrı gezip gördükçe, içinde uzunca yaşayıp etrafını, insanlarını, kuşunu, balığını, denizinin altını tanıdıkça, ne eşsiz bir cennet olduğunu daha iyi anlıyor. Hele yarım asra yakın dünyanın birçok denizini, kıt'asını, adasını bir küçük yelkenli ile gezip gördükten sonra, kıymeti daha da büyüyor. Hiç şüphesiz dünyanın her yerinde ayrı güzellikte denizler, koylar vardır. Ama iklimi müsait, ulaşımı kolay, insanları misafirperver, hele dünya medeniyetinin beşiği olmuş böylesine yat turizmine elverişli bir doğa harikası, hiçbir yerde yoktur diyebilirim. Son yıllarda sahillerimizin şöhreti dünyaya yayılınca birçok yabancı yatçı geldi, kıyılarımıza ait rehber kitaplar hazırladı. Bu yabancıların eserleri ile Türk yatçıları kendi sahillerini gezdi; onların koyduğu yabancı isimleri kullandı. Doğrusu uzun yıllar biraz bencil düşündüm. Ücra, ıssız koyların gene öyle kalması için benim de yazmaya elim varmadı. Sonra yaş ilerledikçe, her yıl biraz daha eksilip yok olan bu doğa nimetlerini hem denizcilerin kullanımına sunmayı, hem de ileriki nesillerin ne kadar zengin sahillerimiz olup da kıymetini bilmeden ormanlarını yakmış, denizini kirletmiş, bakir koylarını nasıl betonla doldurmuş olduğumuzu ibretle bilmelerini istedim.
******