Türkiye'de Orta Öğretim

Yazar : Hasan Ali Yücel
İsbn : 9751714664
Yayın Tarihi : 1994
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 652
Ölçü : 16 x 24 cm
Yayınevi : Kültür Bakanlığı
Bahsi Geçen : Hasan Ali Yücel

Bu kitabı hazırlamaya Orta Tedrisat Umum Müdürü olduğum tarihte başladım. Aradan geçen beş sene içinde hayli üzücü ve yorucu bir çalışma ile onu yazmış bulunuyorum. 1936'da neşrettiğim Fransa'da Kültür İşleri adındaki kitabım, bütün o memleket maarifini ihtiva ettiği halde bu kadar emeğimi ve bu kadar zamanımı almamıştı. Uğradığım güçlüklerin en büyük saikı, Tanzimat'tan bu taraftaki devirlerde mevzuyla alakalı meseleler için pek az neşriyat yapılmış olması ve münteşir vesikaların bile pek zor elde edilmesidir. Abdülhamit devrindeki salnameler kısmen işe yarar vesikalardan sayılabilirlerse de bunların verdiği malumatın ne nispette tahakkuk ettiği şüphe duymadan karşılanamaz. Bilhassa bütçe miktarları emniyet verici değildir. İstatistik güçlüğü, Meşrutiyet devrinde ve hatta istatistik Umum Müdürlüğünün teşkilinden önceki yakın yıllarda bile kendini hissettirmektir. Devlet arşivlerinin tam bir intizam içinde bulunmayışı bu güçlükleri arttıran başlıca sebeplerden sayılabilir. Misal olmak üzere, Cumhuriyetin ilk senelerinde hangi kültür müesseselerinin açılıp kapanmış olduğunu anlayabilmek için eski kadro defterlerini evrak mahzeninden çıkarıp birer birer ve aylarca tetkik mecburiyeti hâsıl olduğunu zikredebilirim. Orta Öğretim mevzuu, her medeni memleket için münevver zümrenin yetiştirilmesi gibi mühim bir meseleye taalluk eder. Son yüz sene zarfında Tanzimat'ta başlayan garplılaşma arzularının kültürümüzün bu sahasında nasıl geliştiğini ve son on beş senelik Cumhuriyet devrinde hangi esaslara dayanıp yürüdüğünü etrafıyla bilmeden irfanımızın temel direği olan umumi kültür işini anlamak ve kavramak mümkün değildir. Nitekim Tanzimat ve ona takaddüm eden ıslahat hareketlerinde muhtelif sebepler ve zaruretlerle kurulmuş olan yüksek derecedeki mekteplere senelerce talebe bulunmadıktan sonra bu müesseselere hazırlayıcı tahsil kademeleri vücuda getirmeğe kalkışılması, o devirlerdeki maarif teşebbüslerinin ne kadar köksüz olduğunu bize gösterir. Abdülhamit zamanında tatbik edilen politik imparatorluk zihniyetinin milliyetçilik zararına nasıl kayrıldığını pek açık ispat eder...
******