Türkiye Tarihi - Cilt 6 - Sona Doğru

Yazar : Alphonse de Lamartine
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 280
Ölçü : 13 x 19,5 cm
Yayınevi : Tercüman 1001 Temel Eser

Binlerce cesetten başka bir netice vermeyen on sekiz ay akıp gitmişti. Venedik'e Fransız alayları getirmiş olan Savoie Dükü, Köprülüoğlu'nun ısrarları sonunda 1668 İlkbaharında onları geri çekti. Saint-Andre-Montbrun Markisi, Girit'teki Fransız gönüllüler alayının kumandanlığına getirildi. Venedikliler inançları uğruna can veren Fransız soylularına XLV. Louis'in yardım etmesini istiyorlardı. Kral, savaş alanlarında cesur olduğu kadar Saray içinde o kadar dalkavuk olan La Feuillade Dükü'nün, Conde ve Turenne eyaletlerinden beş yüz subay ile dört bin gönüllüyü toplayarak Girit'e yollamasına izin verdi. Fransız soylularının en seçme gençlerinden meydana gelen bir birlik Beaufort kumandasında hareket etti; İtalya'dan gelen beş yüz genç şövalye de onlara katıldı. Bu yardımlar, Türk topçusunun Venedik saflarında açtığı gedikleri dolduruyordu; ancak harikalar yaratmak için sabırsızlanan bu gençlik, Morosini'nin altı defa üstün bir düşmana karşı yürüttüğü metotlu ve savunmaya dayanan muharebe usulüne iyi uyuşamıyordu. 16 Aralıkta nöbetçilerini zorlayarak dışarı çıkan altı bin Fransız yeniçerileri gafil avladı, bir kısmını kılıçtan geçirdikten sonra tekrar kaleye kapandı. La Feulliade ile başlıca subayları Türklerden o kadar nefret ediyorlardı ki, kılıçlarını çekmeye bile tenezzül etmeden ellerinde kırbaçları sipahilerin üzerine at koşturuyorlardı. Meydan okumaları, öğünmeleri ve küstahlıkları binlerce Fransız gencinin hayatına malolmuştu. Tam Fransızlar kaleye dönerlerken topçusuna ateş emri veren Fazıl Ahmed Paşa içlerinden dört binini öldürdü. Villemor, Tavannes ve La Feuillade'ın diğer kırk arkadaşı bu ateş altında öldüler; Fransız kumandanları sabahleyin Venediklilere ders olsun diye çıktıkları kapıdan hemen hemen yalnız denecek kadar az bir kuvvetle içeri girdiler. Morosini'nin çekingenliğini tenkit ederlerken o da onların gereksiz öğünmelerinden şikayetçi idi. Nihayet arkalarında boş bir şan, Türklerin hayranlığını ve Venediklilerin haklı kızgınlığını bırakarak adadan ayrıldılar.
******Alphonse de Lamartine