Türkiye Avrupa Birliği ve Tanıtım

Yazar : Reha Bilge
İsbn : 9758041002
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 87
Ölçü : 15,5 x 22 cm
Yayınevi : Media Ltd. Yayınları

1989 yılının Ankaralı bir yaz gününde telefonun çalışını unutmam hiç mümkün değil. Uzun ve yorucu bir çalışmanın arkasından çok uzun bir bekleyiş süresi geçmişti ve ben artık neredeyse cevap bile beklemiyordum. Ama cevap geldi. Türkiye üç Batı Avrupa ülkesinde, Almanya, Fransa, İngiltere' de tanıtım yapacaktı ve bizim teklifimiz kabul edilmişti. Türkiye'nin Avrupa Topluluğuna tam üyelik başvurusunu yapmasıyla yeni bir süreç başlamıştı ve ben bu ülkenin de artık ciddi bir tanıtım çabasına gireceğine inanıyordum. Çünkü üyelik başvurusu Türkiye'de yeni bir arayışı gündeme getirecekti ve aynı anda da, Türkiye dışında yerleşik bir sürü şartlı refleksi ve düşmanlık dürtüsünü harekete geçirecekti. Geriye bakıp, geçen zamanda olup bitenleri düşündüğümde, bunlara bir de Avrupa Topluluğunun bilinçli kampanyalarını eklemek, olasıydı. Sorunun, basit biçimiyle "bizi tanımıyorlar; kendimizi bir türlü tanıtamıyoruz" olmadığı açıktı. Yapılması gereken, çok daha karmaşık ve bütünsel bir iletişim stratejisi idi. İnsanların ön yargıları elbette vardı; ama şimdi bir düğmeye basılmış gibi, hem de Avrupa'nın en umulmadık yayın organlarında, en tuhaf önyargılar öne itelenecek; en umulmadık Türkiye karşıtı düşünceler öne sürülecek; en ipe sapa gelmez Türkiye çözümlemeleri ve değerlendirmeleri ortaya atılacaktı. Öyle de oldu. Buna karşı Türkiye'nin tepkisi ne olacaktı? İki olasılık söz konusuydu: ya gene halk oyunları ekipleri yurtdışına gönderilecek, döner ve göbek dansı partileri düzenlenecek, zeytinyağlı dolma yanında rakı ile daha çok bu partileri düzenleyenler kafaları tütsüleyecek, hiç kuşkusuz "turkish kahve" ve "turkish lokum"la bitişe varılacaktı. Ya da hedef kitle belirlemesi, medya planlaması, reklam kampanyası, basın çalışmaları, halkla ilişkiler uygulamaları ve lobi çevrelerinin katkısıyla başka ve yeni bir şey yapılacaktı. Birinci şık benim çizgimin dışındaydı ve o konuda pek başarılı olamayacağım kesindi. İkinci şıkkın ise üzerinde durulması gerekiyordu ve belki bir umut ışığını içinde taşıyabilirdi. Ancak bir zorluk vardı. Bütünsel bir iletişim stratejisi çizmek, medyalar, hedef kitleler Avrupa Topluluğu gibi bir ülkeler topluluğunu ele aldığınızda, bir yumak oluyor ve şaşırtıyordu. Fransa ile Türkiye'nin, Türkler ile Fransızların, Almanya ile Türkiye'nin, Almanlar ile Türklerin, İngiltere ile Türkiye'nin ve İngilizler ile Türklerin birbirleri ile ilişkileri; temas sıklıkları; günlük yaşamdan birbirine bakışları çok değişikti...
******