Türk Tefekkür Tarihi

Yazar : Hilmi Ziya Ülken
İsbn : 9750807359
Yayın Tarihi : Ocak, 2004
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 354
Ölçü : 13,5 x 21 cm
Yayınevi : Yky

Tefekkür tarihi, medeniyet tarihinin en mühim kısmını teşkil eder. O adeta, medeniyetin şuuru demek olduğu için bütün medeniyet tarihinin zübdesi ve ruhudur. Bir taraftan ilim olmak itibariyle teknik medeniyetin tarihine, bir taraftan da felsefe olmak itibariyle bütün medeni hayata aittir. Fakat o yalnızca ilim ve felsefeden de ibaret değildir. O derecede ki ilim ve felsefe tarihleri, tefekkür tarihinin ancak birer parçasıdır. Bu esasa göre tefekkür tarihinin kuşattığı mevzuları üç zümrede toplamak mümkün olur. Birincisi: Hiçbir muayyen şahsiyetin eseri olmayıp, bütün cemiyete ait olanıdır ki ona kolektif tefekkür diyebiliriz: Casmaganie (âlemin yaradılışı hakkındaki dini akide) theaganie (ilahların yaradılışı hakkındaki dini akide), mytholagie (efsaneler), nihayet sagesse (hikmet) bu zümreye girer. Kolektif tefekkür diye topladığımız bu muhtelif insanı fikir mahsulleri arasında diğer noktadan esaslı bir farkı işaret etmek lazımdır: Onların bir kısmı, ilahların ve âlemin yaradılışı masalında ve üsturelerde görüldüğü gibi, tamamen dini ve mystique mahiyettedir. Orada yalnız "dini tefekkür" den bahsedebiliriz. Fakat "hikmet" ismiyle ayırdığımız diğer bir kısmı vardır ki, orada artık tefekkür tamamıyla ameli ve dünyevi bir mahiyet almıştır. Hikmet, kolektif tecrübelerin vermiş olduğu ameli ve içtimai bir dünya görüşüdür. Bu itibarla hikmet, en ziyade "ahlak"a benzer. Fakat ahlak sadece insanın action'larına ait olduğu halde, hikmet insanla varlığın münasebeti dolayısıyla insanın amellerine ve dünya görüşüne aittir. Tefekkür tarihinin kuşattığı mevzulardan ikincisi, cemiyet içinde doğmuş olmakla beraber bütün cemiyete değil, fakat muayyen bazı şahıslara ait olan ve onlar tarafından yaratılan fikirlerdir ki bunlara da "şahsi tefekkür" diyebiliriz: Felsefe, mysticisme (tasavvuf, sırrılik), edebiyat (fikir sanatı) bu zümreye girer. Bu muhtelif fikir mahsulleri arasında kati hudutlar çizmek kabil değildir. Sırri bir felsefe olabileceği gibi, felsefi edebiyattan veya edebi tasavvuftan da bahsedilebilir. Birçok ediplerin eserlerindeki kudret, sanat kadar da felsefe veya tasavvuftan gelmektedir.
******