Toplum Yapısı ve Soyaçekme

Yazar : Hilmi Ziya Ülken
Yayın Tarihi : 1971
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 253
Ölçü : 13,5 x 19,5 cm
Yayınevi : Doruktekin Yayınları

Toplum ve Soyaçekme sorusu zihnimi çoktan beri kurcalamakta idi. Daha 1924'de birbirine bağlı iki problem üzerinde düşünüyordum. Bunlardan biri bu kitabın sonradan yazılmasına ve geliştirilmesine sebep olan şu düşünce idi: Soydangeçen karakterler insan hayatı üzerinde ne derecede tesirlidir? Genel olarak söylendiği gibi acaba soyaçekme (heredite) sosyal ve ruhi hayatı gerektirecek yerde, tam tersine sosyal hayat organizma üzerine damgasını basarak soydangeçen bazı vasıfları yaratmıyor mu? İkinci düşünce de şu idi: Toplumla organizma arasındaki çatışma, her ikisinin karşılıklı etkileriyle yeni bir gerçeği "çözülmüş şuur"u meydana getiriyor. Bu çatışmalar içinde derece derece ruhi dönemlerin, kişiliğin doğuşunu görmek mümkün olamaz mı? O zamandan beri ikinci konu Batı yayınlarında hayli incelenmeğe başlandığı için, burada birinci konuyu ele aldıktan sonra, ikincisi üzerine tekrar dönmek ve genişleterek yayınlamak istiyorum. Sayaçekmeye ait çalışmalar pratik alanda siyasi neticeleri olan ırk teorisi halini alıyor. Topluma ait çalışmalarsa manevi kültür etrafında toplanmada teorik temel görevini görüyordu. Irkçılıkla Kültürcülük bu iki kavram da kendilerine ilmi temel bulmakta idi. Böyle olduğu için de, iki kavramı uzlaştırmak hiç bir şekilde mümkün görünmüyordu. O zamanki düşünce tarzı -ki bugün de izleri devam etmektedir- ırkı teşkil eden biyolojik yatkınlıkla yeni kuşaklara soydan geçtiğini kabul ettiği için, toplumu meydana getiren kurumların ve değerlerin de eğitim yolu ile devam ettiğine inanıyordu. Bu demektir ki, toplum zaman süresinde eğitimden başka hiç bir vasıtayla devam edemez. Hâlbuki ırk, hücrelerimizde kazılı yatkınlıkları soyaçekmeyle geleceğe nakleder. Irkçıların kültürcüleri beğenmemeleri eğitimin bu sathi ve uç ucu etkisine güvenmemelerinden, organizmada kazılı derin ve sarsılmaz izlere dayanmak istemelerinden ileri geliyordu. Fakat kültürcülerin ırkçıları şiddetle reddetmeleri de, medeni toplumlar arasında "saf - ırk" denen hiç bir tipin kalmamış olmasından, "saf - ırk"ın ancak en geri vahşi kavimler arasında aranabileceğine dair sayısız delilden geliyordu…
******