Taşhan'dan Kadifekale'ye

Yazar : İlhan Bardakçı
İsbn : 9757594334
Yayın Tarihi : Ağustos, 1998
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 188
Ölçü : 13,5 x 19,5 cm
Yayınevi : Türk Edebiyat vakfı

Tarihin akışı içinde çağların kapatılması ve açılması sanatı bakımından, 1453'de gerçekleştirilen İstanbul'un fethi ile kurtuluş mücadelemiz arasında manada görülen benzerlik, daha sonra ihtişamlı bir yarışma halinde birbirlerini tamamlar. Konstantiniyye'nin zaptı, Asya'dan gelen Türk'ün Avrupalıyı yeni bir siyasal tarih dengesine zorlayışıdır. 1919/23 arasında yaşadığımız, Anadolu'muzun o yeniden fethi mucizesi ise, yine o Türk'ün yepyeni bir insanlık ve devlet haysiyeti felsefesini, dünyanın egemen ve esir ülkelerine kabul ettirişinin öyküsüdür. Dünya, 1789 Fransız İhtilalinde, insan hakkının ne olduğunu öğrenmiş ise, 1923'de de hak denen kavramın nasıl kurtarılacağını bellemiştir. 1453 yılı baharında, atını hırsından Haliç'e mahmuzlayan genç hükümdarın heyecanında, Asyalı Müslüman Türk'ün kudreti türkülenir, 1922'de Türk'ün ölmezliğini Akdeniz'de mahmuzlayan Mustafa Kemal isimli dehanın Cezayir mavisi gözlerinde imrenişle seyredilen o mantık ve akıl hâkimiyeti; inanılması güç bir izan, ölçü ve inandırma harikuladeliğine kenetlenir. Bize kalırsa, Samsun'a çıkış, Türk soyuna verilen bir "Hazır ol" emridir. Mustafa Kemal Paşa'nın Ankara'ya varışında ise, bir "Marş marş"ın erkek sesi yankılanır. Birincisinde sömürgeciliğe ve halk dışındaki her türlü hâkimiyet fikrine karşı çıkan isyan kararı; diğerinde bu isyanın bayraklaşması gibi dalgalanır. Bunun için olsa sanırız, yıllar ve asırlar sonra Kurtuluş Kavgamızın tarihini yazacak olanlar, millet, ordu ve Mustafa Kemal kavramlarını birbirlerinden ayıramayacaklardır. Her tarih araştırmacısının bir mesajı olmak gerekir. Biz, bu denemede bunu yapmak istedik. Mustafa Kemal ve Kurtuluş mücadelesi, sadece Misak-ı Milli sınırları içinde kalmamış, ama dünyaya bir özgürlük sayhası halinde uzanmıştır. Gazeteci olarak biz, Macar ihtilalinde, Vietnam cephe hatlarında, Kamboçya cangıllarında ve hatta İsrail çöllerinde halkın ve kurmay subayların ceplerinden Mustafa Kemal'in resmini çıkartıp "Keşke bize de nasip olsaydı" diye sızlandıklarına tanıklık etmişizdir. Böylesine kutsal bir mücadele için elbette sadece bir Mustafa Kemal yeterli değildir.
******