Tarihi Maddeciliğe Reddiye

Yazar : Ord. Prof. Hilmi Ziya Ülken
Yayın Tarihi : 1981
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 400
Ölçü : 13,5 x 19,5 cm
Yayınevi : İstanbul Kitabevi

İnsanı toplum içindeki mevkiiyle tanımak için, onu bütün tecrübeleriyle beraber gözönüne almak lazımdır. O, bu tecrübeleri en iptidai dediğimiz cemiyetlerden ve en eski çağlardan beri yapmaktadır. İnsanın bunlara sahip olmadığı bir devri görmüyoruz. Bunu tasavvur etmek ve kendini başka varlıklara irca etmek de, insanı mahiyetine aykırı bir tarzda düşünmek demektir. Bu tecrübeler içinde bilgisi, idealleri, projeleri, bütün keşfettiği ve yarattığı değerler vardır. Onların bir kısmını tabiat ilimleriyle aydınlatmış olsak bile, bir kısmı henüz aydınlanmış değildir. Bunların arasında duyu verilerimize giren, fakat müspet ilimlerin alışılmış eski kadrolar ile henüz açıklanmış olmayanlar da bulunmaktadır: Bu tecrübelerle elde ettiğimiz mahiyetler nelerdir? Görüyoruz ki, bunlardan bir kısmı renk, ses, ışık, vs. gibi - Husserl'in - tabiriyle - noematique olan mahiyetlerdir Bunlar maddeye, dışımıza var olan eşyaya aittirler. Bir kısmı ise duygu, düşünce, istek, vs. gibi noetique olan mahiyetlerdir. Bunlar da ruha ancak bizimle var olan hadiselere aittirler. Fakat mahiyetlerin kavranması için, onların hem ampirik görüşten hem apriori kanaatlerden ayrılmaları, parantez içine alınmaları (Epoche) lazımdır. Husserl'in phenomenologie dediği bu metod yardımı ile, biz tecrübeden önce varlığı farzedilen yahut tecrübe sırasında şartlara göre değişen görüşleri ayırarak, asıl değişmeyen mahiyetleri kavrayabiliriz. Duyu verilerimizin doğrudan doğruya kavramadığı böyle mahiyetler var mıdır? Evet, mesela matematik mahiyetler böyledir: Bunları muhtevalı ve eşyaya ait mahiyetlerden ayırmak için elderique mahiyetler diyebiliriz. Eskiden beri empirisme felsefesi matematik mahiyetlerin, adi izlenimlerden başlayarak zihinde derece derece yükselen bir tecrit ameliyesinden ibaret olduğunu kabul ederdi. Bu görüşte bir üçgenin, bir geometri davasının, ayniyet prensibinin zihni tecrit olmaktan başka değeri yoktur ve hiç bir değişmez mahiyet ifade etmez. Fakat, mesela Hume'un dediği gibi, eğer bunlar alışkanlıklarımızın eseri iseler, o zaman tabiat kanunlarının tutarlılığı ve matematik formüllerle ifade edilme gücü tamamen ihtimal olarak kalacaktır.
******