Tarih-i Enderun - Letaif-i Enderun 1812-1830

Yazar : Hafız Hızır İlyas Ağa, Cahit Kayra
Yayın Tarihi : 1987
Dil : Türkçe
Ölçü : 16 x 24 cm
Yayınevi : Güneş Yayınları

BU KİTAP, XIX. Yüzyıl başında, Napoleon savaşları bitip Viyana Kongresi yapılırken, Batı'da Kant'ın akılcılığı, Auguste Comte'un pozitivizmi insanların düşün yapısına yeni ufuklar açarken ve Navarin'de Osmanlı-Mısır donanmasını İngiliz, Fransız ve Rus donanmalarının yaktığı, Rusların Balkanlar'ı aşıp Edirne'ye ayak bastıkları bir dönemde saray duvarlarının ardında yaşanan, anlaşılması güç ve günün dünyasının gerçeklerine kapalı olayların öyküsüdür. Osmanlı toplumu bu yıllarda bilinçsiz bir dev gibidir. Jeolojik dönemlerin gerisindeki eski yaratıklar gibi... Bir savaş sonu bir koca ülke yitirilir. Top/um nerede, ne olduğunun farkında değildir. Yöneticilerin büyük kısmı da bunun acısını duymaz/ar. Felaketlerin gelişi içgüdüsel sezgilerle anlaşılır. Yenilgilerse alınyazısı ile Tanrı'nın emri olarak açıklanır. Yaşanılan zamanın mekânı yoktur sanki. Batı'da bir bilge kişi atom teorisini yaparken Osmanlı sarayında yüzlerce seçkin, beş yüz yıl önce dağılıp giden Selçuklu toplumunun mistisizmi içinde dalgın uyumaktadır. Comte'un Üç Hal Yasası sanki bu topluluk için düşünülmüş gibidir. Osmanlı toplumu bu üç halin birinci aşamasında yaşamaktadır. Üst düzeyde karışık, anlaşılması güç, anlamını ve yararlılığını yitirmiş bir tanrıbilimi, büyük halk kitlelerinde ise boşluk... Alabildiğine boşluk... Ve her ikisinde de yırtıcı bir saflık, kopkoyu bir bilinçsizlik... Büyük yaratığın küçük ve güçsüz kafasının bir köşesinde, yediden yetmişe üç kuşak boyu erkek insanlar, Enderun ağaları, bilgisizliğin ve küçük, basit isteklerin durgunluğu içinde ömürlerini tüketirler. Duyguları, ihtirasları, sevinçleri ve acıları insan ruhunun en basit şeması içinde oluşup biter. Bu tekdüze yaşamın içinde insanın en doğal ve en gerekli ve güçlü dürtüsü, kadın/erkek ilişkisi de yoktur, yasaktır. Bu ortamda bilim Beyzavi tefsirinin içine hapsedilmiş gibidir. Edebiyat, artık dönemini yitirmiş divan şiirinin en değersiz temsilcilerinin elindedir. Müzik, davul zurna ile yapılır. Keman çalanlar şaşkınlıkla dinlenir. Çalgıcıların ve şarkıcıların çoğu nota bilmezler. Resim yoktur. Artık Levni'ler, Matrakçı Nasuh'lar bile yetişmemektedir...
******Hafız Hızır İlyas Ağa

Oktay Aras Kitaplığındaki Hafız Hızır İlyas Ağa Kitapları (1)