Tarih Boyunca İlim ve Din

Yazar : A. Adnan Adıvar
Yayın Tarihi : 1969
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 623
Ölçü : 16,5 x 24 cm
Yayınevi : Remzi Kitabevi
Bahsi Geçen : A. Adnan Adıvar

Düşünce alemi, bu kitabın konusu olan ilim ve din ilişkileriyle en çok 1925 ve 1926 yıllarında, yeniden ilgilenmeye başlamıştı. Geçen Büyük Harpten önce, harp içinde ve harpten hemen sonra gelişen quanta ve izafilik gibi fiziğe değin yeni teoriler; Anglosakson memleketlerinin üzerinden fırtına gibi geçen zafer rüzgarının dinmeye başladığı o yıllarda, felsefi ve dini görüşler üzerine etkiye başlamış ve bilginler, filozoflar, ilmin değerini bilen zenginler tarafından vakfedilen "senelik konferanslar'da hep, moda olan bu konular üzerinde konuşmaya başlamışlardı. Mesela, Amerika'da Harvard üniversitesi felsefe hocası A. N. Whitehead, 1925'te Lovell'in vakfı olan konferans serisini verdikten sonra, bu dersleri toplamış olduğu Scieııce and the Modern World adlı kitabını 1926'da neşretti. Chicago üniversitesi fizik hocası ve Pasedena'da Normand Bridge fizik laboratuvarı direktörü R. A. Millikan, Yale üniversitesinde Terry vakfı adına konferanslar vererek, 1927'de Evolution in Science and Religion unvanlı küçük kitabını çıkardı. Nihayet, bütün felsefe ve ilim aleminde derin akisler yapan bir kitap daha yayınlandı: A. S. Eddington'un, Edinburg üniversitesinde Gifford vakfı adına verdiği konferansları bir araya getirdiği, The Nature of the Physical World adlı kitap. İngiltere'nin pek meşhur bir astronomu ve Cambridge üniversitesinin profesörü olan Eddington'un bu eseri, Fransa ve Almanya'da çok okundu. Gerek İngiltere ve Amerika'da, gerek öteki Avrupa memleketlerinde fizik ve biyoloji bilginleri tarafından bu konuda daha nice nice kitaplar yazıldı. Bunların önemlilerine kitabın sonuna konulacak bibliyografyada işaret edeceğiz. İşte XIX. yüzyılda kapanmış gibi görünen bu ilim ve din davası XX. yüzyılın bu senelerinde yeniden açılır gibi oldu. Bilginler ve filozoflar ikiye ayrıldılar. Anglosakson bilginlerinden bazıları yeni fiziğin, ilmin determinizmini yıktığını, bunun için de tabiat kanunları yerine rastlantının ve sonunda ihtimalin (probabilite) geçtiğini söylediler. Bunları işiten Batı din bilginleri artık ilimle din arasında bir anlaşmazlık olmayacağını, ilmin, irade özgürlüğünü kabul, fakat tabiat kanunlarını ve determinizmi reddeden dinle barıştığını ilan ettiler.
******