Tanıdıklarım

Yazar : Refik Halid
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 159
Ölçü : 14 x 20 cm
Yayınevi : Semih Lütfi Kitabevi
Bahsi Geçen : Refik Halit Karay

İlk tanıştırdıkları gün el bile vermedim, iki kelime bile görüşmedim, içim istikrahla dolmuştu, bir bahane bulup erkence yanından kaçtım. Fakat sonraları ahlakının güzelliği, sohbetinin lezzeti, herkesinkine benzemeyen fikirleri hatırı sık sık görüşmeğe, iğrenmekle beraber hoş görmeğe, hatta sevmeğe başladım. Ona arkadaşları arasında (Süfli İhsan) derlerdi. Mutfak paçavrası, tahta bezi, nargile tıpacı gibi insana daima yarı ıslak, rutubetli ve çürük tesiri yapan bumburuşuk lekeli ve yağlı elbisesine dokunmamağa çalışarak konuşurduk. Zaten bir kat elbisesi olurdu; onu arkasına geçirir, ta paralanıncaya kadar, ütü, fırça, silgi görmeden, aylarca taşırdı; sonra yenisini ısmarlar, artık el sürülemeyecek bir hale gelen eskisini atılmak üzere terzide bırakıp çıkardı... . Fakat bu yeni ütülü, katı elbise içinde bir türlü rahat edemediğinden, birkaç hafta adeta tedirgin olur, neşesini kaybeder ve bir an evvel buruşturup eski haline sokmak için şuraya buraya atar, çamurlara batar, hırpalar, ondan sonra nefes alırdı. İç çamaşırlarına da yıkanma nasip olmazdı: Arkasından çıkınca götürüp çamaşır sepetine, kazana, değil, ocağa atarlar, yakarlar, sırtına daima yepyenisini giydirirlerdi. Belki balığı kavakta görmek mümkündü, İhsan'ı hamamda görmek kabil olamazdı... Sıcak, ılık veya soğuk, herhangi türlü olursa olsun sudan nefret ederdi. - İhsan, nedir bu hal, yıkansana... Dediğimiz zaman bize bir fıkra naklederdi: - "Bektaşi'ye yıkan, demişler, yooo! demiş, Cenabı Hak bizi topraktan halketti, öyle su ile oynamağa pek gelmez!.." Tütün sarısından parmakları öyle lekelenmiş, boyanmıştı ki her biri ufak birer yaprak sigaraya dönmüştü.
******

Oktay Aras Kitaplığındaki Refik Halit Karay Kitapları (54)