Sur ve Sultan

Yazar : Reha Bilge
İsbn : 9755030999
Yayın Tarihi : Mayıs, 2000
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 432
Ölçü : 13,5 x 19,5 cm
Yayınevi : Evrim Yayınevi

"Şükr ola ki bizden bir cemaat hasıl olmuştur. Soyumuz sürecektir. Bre melunlar, bre hainler, bre nankörler. Oğullarımızdan korkacak, uykularınızda uyumayacaksınız." Ses, sarayın avlularında yankılanıyor; yükselerek koridorlarında dolaşıyordu. Bütün odaların kapıları kapalı, arkalarından kösüklenmiş, ama hiç kimse uyumamıştı. İç avluda nöbet tutan, gözü kara zülüflü baltacılar bile ürperiyor, birbirleriyle değil konuşmaya, yüz yüze gelmekten bile çekiniyorlardı. Bağırtı susuyor, yerini canhıraş, ağlamaklı bir hıçkırığa bırakıyor, sonra tekrar içi acı ve kin dolu olarak yeniden yükseliyordu. "Melunlar, hainler, bre nankörler, hepinizin velinimeti ben değil miydim? Korkacaksınız. Oğullarımdan, onların oğullarından korkacaksınız. Uyku nedir bilmeyeceksiniz. Bana ettiğinizi kat be kat oğullarımın ve onların oğullarının elinden çekeceksiniz" İbrahim'in çığlıkları, karanlığa gömülmüş Topkapı Sarayı'nda yaşayan, kapısı kösüklenmiş odalarındaki insanların kulaklarını inletti durdu. Çok sonraları bu korkunç olayı anlatanlar, o gece İbrahim'in, zindanın tepesindeki pencereden göğe doğru çıkıp, oradan aşağıya indiğini, Saray'ın iç bahçelerinde dolaşıp kapıların önünde haykırdığını, sabaha karşı da zindanına geri döndüğünü ileri sürdüler. Çocuk, ürpertiyle uyandı. Annesine sarılmak istedi. Küçük elleri uzandı. Annesini yanında bulamadı. Duyduğu sesler neydi? Korkmuştu. Padişah babasını düşündü. Padişah babası onu korurdu nasılsa. Ama hayır, artık kendisinin Padişah olduğu söylenmemiş miydi ona. Yatağında doğruldu, gözlerini ovuşturdu. Ağlamak, ağlamak ve annesine sarılmak istiyordu. Birden Lalası'nın sözleri aklına geldi. Padişahlar ağlamazdı ve kendisi artık Padişah'tı. Etrafına bakındı. Odada kimseler yoktu. Ağlasa kimse göremezdi. Sessizce ağlayabilirdi. Odanın ve gecenin ürpertici karanlığına baktı. Uzaktan gelen çığlığı bir kez daha duydu. Babasının, Padişah babasının sesini duyar gibi oldu. Hayır, bu ses onu korkutmuyordu. Nedenini anlayamadığı bir üzüntüyle, gözlerinden yaşlar döküldü.
******