Sultanhamid Düşerken

Yazar : Nahid Sırrı Örik
İsbn : 9753910088
Yayın Tarihi : Aralık, 2001
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 220
Ölçü : 13,5 x 19,5 cm
Yayınevi : Arma yayınları
Bahsi Geçen : Nahit Sırrı Örik

Sultan Hamid elinde tutmakta devam etmiş olduğu telgrafı bir kere daha, dudaklarında pek acı bir tebessümle okudu. Sonra, aynı acı tebessüm dudaklarında kaldığı halde, biraz gerisinde, fakat Tahsin Paşa'ya nispetle çok daha yakında duran İzzet Paşa'ya dert yandı: -Bazen insanın basireti ne kadar bağlanıyor! Karısı biraderin azatlılarındandır, diyerek Van'a kendisini vali tayin etmeyi mahzurlu gördüm, iradesini vermedim, fakat payitaht yolu üzerinde bulunan Serez'de mutasarrıf bıraktım. Herif vali yapılmayışının intikamını mükemmel surette alıyor! Şamlı İzzet Paşa yutkundu, lakin bir şey söylememeyi tercih etti. Zaten de ikinci Abdülhamid sözünü bitirmemiş, ancak bir lahza sustuktan sonra konuşmaya devam etmişti: -Biraderin bir cariyesi bir gümrük kâtibine varınca endişeye düşüyoruz, amma bir adamını İstanbul'u tehdit edecek bir mevkide mutasarrıf olarak bırakmışız. Telgraf, katı bir eda ile meydan okuyor. Yirmi dört saat içinde kanunuesasi iade olunmazsa Reşad Efendi'ye biat edileceğini, pervasız bildiriyor. Böyle nazik bir anda tahta çıkarmayı düşündükleri adamın ne biçare bir mahlûk olduğunu bilseler! Ben onu serbest bırakmadığım, adeta mahpus gibi yaşattığım için kendisinden korktuğumu sanıyorlar. Bu, bir bakıma pek doğru! Evet, ben biraderden daima korktum, bu korku ile de kendisini dört duvar içine kapadım çünkü onu serbest bıraksaydım öyle bir halt edebilir, ortalığı öyle karıştırıp berbat edebilirdi ki, sonra ben de düzeltemezdim. Bir şey söylemiyorsun, İzzet Paşa! (Fakat söyletmeden devam etti:) -Bütün felaket Şemsi Paşa'nın katli ile başladı. Tatar çok kıymetli zamanlar kaybetti. Sonra da, sersem gibi, yatağında, sırtında gecelik entarisi ile ele geçti…
******