Sultan Aziz ve Bir Seraskerin İhtilali

Yazar : Süleyman Kani İrtem
İsbn : 9754100535
Yayın Tarihi : Temmuz, 2004
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 349
Ölçü : 13,5 x 19,5 cm
Yayınevi : Temel Yayınları

Son iki asırlık tarihimizde birçok defa çeşitli güçler tarafından şaşırtıcı benzerliklerle "siyasî iradeye müdahale" edildi. Bu coğrafyada yaşananları daha iyi idrak etmemizi kolaylaştıran hâdiselerden biri de, Sultan Abdülaziz'in askerî bir darbe ile tahttan indirilmesi ve katledilmesidir. Batılı devletlerin baskısı ve içerideki muhalefetin de tesiriyle, Meşrutiyet'i ilân etmesi için 1870'li yıllarda Sultan Abdülaziz'e büyük bir baskı yapılmıştı. Devletin etnik yapısını ve gün geçtikçe tesirini artıran milliyetçilik düşüncesini göz önüne alan Sultan Abdülaziz, rejimin değişmesi taleplerine sıcak bakmıyordu. Fakat bu tavrı, adım adım onun sonunu hazırlıyordu. Güç kullanarak padişahı tahttan indirmeye karar veren Yeni Osmanlılar, bunun için bir cunta teşkil etmişti. Cuntanın, Meşrutiyet'in ilânını beklemeye tahammülü yoktu. Aslına bakılırsa, Mithat Paşa'dan başka Meşrutiyet'i dert edinen pek kimse de yoktu. Mithat Paşa ve Yeni Osmanlılar için asıl mesele, iktidar gücünü ele geçirmekti. Sultan Abdülaziz'in devlete vermeye çalıştığı çeki düzenden ve güçlü bir donanma kurmasından rahatsız olan İngiltere de, onları menfaatleri doğrultusunda kullanıyordu. Mithat Paşa'nın köşkü, cuntacıların karargâhı olmuştu. İdarî ve askerî bürokraside mühim vazifelerde bulunan ihtilâlin beyin takımı için burası gözden uzak bir mekândı. Devletin önde gelenlerinin, bu hareketin içinde yer almaları, birçok kararsız insanı da cesaretlendiriyordu. Merkez Komutanı Süleyman Paşa, darbeden sadece bir hafta evvel Serasker Hüseyin Avni Paşa tarafından razı edilerek kadroya dâhil edilmişti… Hazırlıklarını tamamlayan cunta 30 Mayıs 1876 Salı günü sabaha karşı harekete geçti. Dolmabahçe Sarayı, Serasker Hüseyin Avni Paşa ve Süleyman Paşa komutasındaki askerler tarafından basıldı. Kansız bir şekilde tahtından indirilen ve Topkapı Sarayı'na götürülen padişah için "aklını kaybetti" diye hakkında bir hal' fetvası hazırlandı. Ama hâdiseler bununla sınırlı kalmadı ve saraydaki birçok kıymetli eşya yağmalandı. Fakat Sultan Abdülaziz'in güçlü bir istihbarat teşkilâtı olsaydı ve her şeyi göze alarak darbecilere direnseydi, belki de tarihin akışı bambaşka olabilirdi…
******Süleyman Kani İrtem