Sosyal Demokrasi

Yazar : Reha Bilge, Umur Talu, Erdoğan Soral
Yayın Tarihi : 1984
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 220
Ölçü : 13 x 19 cm
Yayınevi : Turhan Kitabevi

Sosyal demokrasi temelde bir işçi sınıfı ideolojisidir. Hareket noktası kapitalist düzenleme içinde burjuva sınıfının (sermayenin) işçi sınıfını (proletarya) sömüren etkenliğine son vermek, yeni bir toplumsal düzen kurmaktır. Sosyal demokrasinin günümüzdeki konumunu ya da daha gerçekçi bir deyişle çeşitli ülkelerde ve koşullarda ulaşmış olduğu düzeyleri özgün biçimleriyle anlayabilmek sosyalist düşüncenin tarihsel gelişim serüvenini anımsamakla olanaklıdır. Avrupa'da 18. Yüzyılın ikinci yarısı ile 19. Yüzyılın ilk yarısı ilginç bir dönemdir. Birinci sanayi devriminin gerçekleştiği tarihin bu kesitinde üretim, buharlı makina ile dev bir ilerlemeyi başlatırken, İngiltere'de liberalizm Adam Smith (1723·1790), D. Ricardo (1772 - 1823), Malthus (1766 - 1834) gibi düşünürlerin kurdukları kuramsal yapılarla bilimsel olarak savunuluyor, hemen tüm Avrupa'da işçi sınıfı inanılmaz bir sefalet içinde yaşam kavgası veriyordu. Fransa'da 1789 devrimi, siyasal özgürlükler dönemini müjdeliyor ve «öncü sosyalistler» (*) toplumun var olan sosyal, politik ve ekonomik koşullarını temelden değiştir­meyi öngören yeni düzenlemeler öneriyorlardı. Bu dönemde üretim patlaması ve sefalet, tutucu monarşi ve özgürlükçü devrim, bilimsel liberalizm ve sosyalizmin ilk adımları birlikte gelişmiştir. Bir yandan «bırakınız yapsınlar» felsefesi evrensel doğru olarak ekonomi kuramının baş tacı edilirken, öte yandan «öncü sosyalistler', Fransız devriminin son dönemi ile 1848 Şubat devriminin başlangıcına kadar geçen sürede başta G. Babeuf (1760 - 1797), Saint - Simon (1760 - 1825), R. Owen (1771-1858), Ch. Fourier (1772 -1837), Bazard (1791­1832), Enfantin (1796 - 1864), Cabet (1788 - 1856), Weitling (1808 - 1871) ve Blanc (l8ll - 1882) olmak üzere işçi sınıfının sefaletine çare olabilecek yeni bir düzen arayışı içindeydiler. Toplumu tüm kurumları ile yenilemek istiyorlardı. Ne var ki, Sosyalist düşünce doruğa hiç kuşkusuz Karl Marx'ın öğretisi ile ulaşmıştır. Marksist öğreti (Engels'in önemli katkıları ile) hem ekonomik bir kuram, hem sosyoloji ve politika alanlarını kapsayan bir tarih felsefesidir.
******