Selim III'ün Hat-tı Hümayunları - Nizam-ı Cedit - 1789-1807

Yazar : Ord. Prof. Enver Ziya Karal
İsbn : 9751600251
Yayın Tarihi : 1988
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 210
Ölçü : 16,5 x 23,5 cm
Yayınevi : Türk Tarih Kurumu

YAKIN ÇAĞLAR BAŞINDA OSMANLI İMPARATORLUĞUNUN DURUMUNA GENEL BİR BAKIŞ Yakın Çağların başında, Selim III'ün tahta çıktığı sıralar Türk imparatorluğu tarihinin dağılma devrine girmiş olmasına rağmen, toprak itibarıyla hala dünyanın en büyük imparatorluğu bulunuyordu. Bugün, Anadolu, Trakya, Bulgaristan, Sırbistan, Romanya (Eflak, Buğdan), Arnavutluk, Karadağ, Yunanistan, Kafkasya, Irak, Suriye, Filistin, Hicaz, Mısır, Trablusgarp, Tunus, Cezayir isimleriyle tanınan yerler Türk imparatorluğunun hudutları içinde idi. Karadeniz, Marmara, Adalar denizi, Kızıl deniz tam manasıyla birer Türk denizi idi. Adriyatik ile Basra körfezi kıyılarında da Türk toprakları uzanıyordu. Akdeniz'in doğusundaki adalar Türk idi. Aynı deniz kıyılarının dörtte üçü Türk bayrağının gölgesinde yaşamakta idi. Türk zekâ ve kudretinin tarihte yarattığı bu en büyük eserin tahmini olarak yer kaplamı 42155 coğrafya mil kare, nüfusu ise 25 milyondu. Bu geniş topraklar üzerinde Türk idaresinden faydalanan 25 milyon insanın göze çarpan ilk özelliği hiçbir bakımdan bir birlik kurmamış olması idi. Irk bakımından imparatorluk halkı türlü köklerden gelmekte idi. İmparatorluğu kuran, düzenleyen ve yöneten Türkler yanında, onların idaresini kabul etmiş olan Grekleri ve Latinleri, Slavları, Çerkes ve Gürcileri, Ermenileri ve Sami kökten olan Araplarla, Yahudileri görüyoruz. Türklerin müsamahacı siyasetleri sayesinde her ırk veya ırk zümresi dil, din ve geleneklerini muhafaza etmişti. Bundan ötürü imparatorlukta din birliği de kurulmamıştı. İslamlık, Hıristiyanlık ve Musevilik imparatorluğun başlıca itikat sistemlerini teşkil ediyordu. Fakat bu sistemler de aralarında mezheplere ayrılmıştı. İslamlar: Sünni, Şii ve Vehabi; Hıristiyanlar da genel olarak Katolik, Ortodoks, Protestan; Museviler ise, Talmodistler, Koraytlar ve Maminler diye zümrelere ayrılmışlardı. İslamlar, imparatorluğun nüfusu içinde Hıristiyanlara nazaran kesin bir çoğunluk teşkil ediyorlardı...
******Ord. Prof. Enver Ziya Karal