Şehir ve Mimari

Yazar : Turgut Cansever
İsbn : 9753460430
Yayın Tarihi : 1992
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 286
Ölçü : 13 x 19,5 cm
Yayınevi : Ağaç Yayıncılık

Mimarlık varlığın bütün alanlarını kapsayan bir disiplindir. Bu sebeple başarılı bir mimarlık faaliyetinin gerçekleşmesi, kültürel oluşumun temel bir göstergesidir. Yapılar hayat düzenimizin çerçevesini oluştururken, hayat tarzımızı da şekillendirirler. Yapılar fiziki ikileme ait kanunların icaplarına göre oluşurlar. Bu kanunların icaplarına göre düzenlenmemiş herhangi bir yapının varolma şansı yoktur. Ancak yapının var olması için daha öncelikli bir husus, yapının vücuda getirilmesini gerektiren biyo-sosyal faktördür. Yapı ya barınmak için yahut herhangi bir sosyal, kültürel ve iktisadi faaliyeti barındırmak için gerçekleştirilir. Bu alanlara ait meseleler bile mimariyi gerçekleştirilmesi zor bir sanat düzeyine yükseltmeye yeterli iken, insan ha-yatının biçimi ile insanın vücuda getirdiği mimari çerçevenin biçim özellikleri; insanın tabii-ruhi alemi ile terbiye edilip biçimlendirilmiş psişik âlemine ait biçim özellikleri ayrılmaz şekilde birbirlerine bağlıdırlar. Ruhi âlemi ise insanın inanç âleminin, varlık tasavvurunun, değerler hiyerarşisinin yapısına göre şekillendirilir. Bu karmaşık meseleler yığınının içinden mimariyi belirleyecek temelleri ancak yüksek kültür çağları tarif edebilmişler ve bu temeller üzerinde kültürün bütünlüğünü tesis eden üslup temellerini oluşturmuşlardır. Şahsi ve sathi gösterişçiliğin hâkim olduğu XX. asırda -ülkemizde ve dünyada- mimariyi vücuda getirmek, insanlara gülünç olaylar seyrettirerek eğlendirmek, şaşırtmak vs. ile bir tutulmaktan bile gerilere itilmiş ve dünya böylece insanlık tarihinde daha önce benzeri olmayan bir kültürel kirlenmeye uğratılmış bulunmaktadır. . Bu kirlenme kendi inanç temellerinden kopartılan, inançlarının özüyle bağları kesilerek yabancılaştırılan ve İslam'ın affedilmez günah saydığı şirk'in açık ve gizli şekillerine kendisini kap-tırmış, açık ve gizli sömürge durumuna düşmüş olan İslam ülkelerinde en vahim ve tahripkâr boyutlara ulaşmıştır. Kültürel kirlenme, özünde, teknolojiyi kendi başına yaratıcı güç addetmek gibi temel bir yanılgıyı taşımaktadır.
******