Salyangoz Satıcılarının Seyir Defteri Halil Paşa'dan Günümüze Sanat

Yazar : Haşim Nur Gürel
İsbn : 9757824003
Yayın Tarihi : 1992
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 179
Ölçü : 13,5 x 19,5 cm
Yayınevi : Sevimce Sanat Galerisi

" ... Bütün hayatını sanata vermiş olan mütekait generalle refikasının bu sergi salonunda (Ankara Halkevi), bu hasır koltuklar üstünde, birkaç sene değiştiğine şahit olmadığım birinin siyah restonu ve ötekisinin açık kahverengi mantosu, bizim için (ne ayıptır ki) bir refah manzarası vermez ve hemen daima aynı resimlerin hemen aynı yerlere asılmalarıyla vücuda getirilen bu sergiler sanatkarın eserlerinin satılmadığını, birçok emsaline nazaran pek mütevazı olan fiyatlarına rağmen alınmadıklarını gösterirdi." (Nahit SIRRI, Bir Okuyucunun Notları, Ülkü s.79, 9 Eylül 1939 ) Halil Paşa'nın resim yaşantısının olgunluk çağından günümüze dek geçen yüz senede, Halil Paşa resmine karşı toplumumuzda oluşan farklı tavırlar, Batı Etkisindeki Resim Geleneği'mizin de acımasız, ibret verici tarihidir, denebilir. 1880-1888 arası Paris'te bulunan Halil Bey akademik sanatla empresyonizmin çatıştığı,· kesiştiği zaman ve mekanda bulunmak şansını yaşayan tek önemli ressamımızdır. Akademizmden desen ustalığını, empresyonizmden de renk coşkusunu, güvencesini ve açık hava geleneğini görmüş ve etkilenmiştir. Gözlerinin bozuk olduğu son dönem resimlerini ayrı tutarsak, özellikle İstanbul kıyılarını konu alan resimlerini özgünlük, şiirsellik ve pentür açısından bugüne kadar aşılamamış saymak yerinde olacaktır. Halil Paşa kendini bir empresyonist saymamakla beraber, empresyonizmi, açık havada doğadan çalıştığı peyzajlarında kendine göre tekrar keşfedecektir. Post-Empresyonizme kayan 1914 Paris' inde, ikinci bir Akademizm olma aşamasındaki Empresyonist akım reçetelerine kapılmadan, 19. yüzyıl resminden Empresyonizme geçişi kendi sanatında, resimlerinde yaşayabilmesi onun şansıdır. "Halil Bey'in Paris çalışmaları Empresyonistlerin en canlı kavgaları dönemine rastlamakla beraber, yirmi yıl sonra gideceklerin tutulacakları etkilerden kurtulmuş olacaktı." Bu nedenle, bu geçişi yaşamayan 1914 kuşağı sanatçıları olan Çallı, Nazmi Ziya ve Hikmet Onat'tan daha özgün, daha önemlidir kanımca...
******