Salaklık Üstüne Deneme

Yazar : Tahsin Yücel
İsbn : 9750802209
Yayın Tarihi : Ekim, 2000
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 164
Ölçü : 13,5 x 21 cm
Yayınevi : Yky

Kimileri "Ben son söyleyeceğimi baştan söylerim", diye övünürler. Aynı zamanda hem açık sözlülüklerini, hem bilgi ve deneyimlerini öne çıkarırlar böylece: her şeyi çok iyi bildiklerinden, ne tartışmaya gereksinimleri vardır, ne danışmaya; kimseden çekinmedikleri için de şak diye söylerler söyleyeceklerini. Daha doğrusu, böyle yaptıklarını düşünürler. İşte geldim, gidiyorum, ben böylesine yüksek bir özgüven düzeyine hiçbir zaman erişemedim. Ama rastlantı bu ya, benzer bir şey yaptım: bu kitabın sonunda yer alacak denemeyi tüm ötekilerden daha önce yazdım. Sonuç yazısını baştan yazıp da daha sonra, durumun gereklerine göre, değişik yazılarla desteklemek istediğim, daha özgül bir deyişle, bu kitabın başlığı Salaklık üstüne deneme olduğuna göre, önce, sonuç yazısında, salaklığın değişik yönlerini saptayıp daha sonra bu saptamaları destekleyecek nitelikte yazılar yazmayı tasarladığım için mi? Hayır. Doğrusunu söylemek gerekirse, bunca yıldır pek çok insan tanımıştım, üstelik, düzelmez bir Flaubert okuruydum, salaklığın ne denli saygın ve aranan bir "erdem" olduğunu az çok biliyordum. İçeriği gereği "Onu yukarıda arayın" diye adlandırdığım sonuç yazısını belirli bir deneme toplamının sonucu olsun diye değil, dostların isteği üzerine, Fal dergisi için yazmıştım. Diyeceğim, konunun ayrıntılarına girmek gibi bir düşüncem yoktu. Bununla birlikte, bir iki yıl sonra, "Onu yukarıda arayın"ın ardından yazdığım denemelerin büyük çoğunluğunun belirli bir ölçüde salaklığa dokunduğunu, şu ya da bu biçimde salaklığın değişik yüzlerinden birine gönderdiğini ayrımsadım. Bunları bir kitapta bir araya getirmenin yararsız olmayacağını düşündüm. Ama bunca yazıda salaklığın şu ya da bu yönüne dokundum, şu ya da bu yönüne göndermelerde bulundum da ne oldu? Kıskıvrak yakalayarak kesinlikle görünür ve tanımlanır mı kıldım onu? Nerede! Büründüğü yüzleri n çokluğu ve bu yüzleri üstlenen kişilerin uyanıklığı böyle bir şeye olanak verir mi hiç? Hele benim gibiler için. Gene de, başta kuşku yokluğu olmak üzere, birtakım açık belirtileri yok değildir.
******