Sağ Salim Kavuşsak Çocukluk Yılları

Yazar : Nedim Gürsel
İsbn : 9752931758
Yayın Tarihi : Mart, 2004
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 220
Ölçü : 14 x 23 cm
Yayınevi : Doğan Kitap

Çocuk odada, sedirin üzerine oturmuş pencereden dışarıya bakıyor. Göz alabildiğine beyaz her yer. Uzakta, tren yolunun ötesindeki ağaçlar, günebakan tarlaları, raylar boyunca uzayıp giden elektrik direkleri, her şey beyaza kesmiş. Dallara konan kargalar bile. Çığlık çığlığa gelip bir dala tünüyorlar, tümü de aynı dala konuyor sanki çocuk oturduğu yerden pekiyi seçemiyor ama kara lekeler halinde uçarken uzaktan görüyor onları, kargalar da ağaçlarda beyaz gibi. Tren yolunu da örtmüş kar. Az sonra, oflaya puflaya kara tren çıkıp gelir istasyon yönünden, Bandırma'ya doğru ıssızlığın içinde kaybolur. Peki, nasıl döner tekerlekleri, yolunda nasıl gider raylar olmadan? Okul yok ya, kar dört bucağı kaplayıp sokaklar buz tutunca okullar tatil edildi ya, tren seferleri de kaldırılmıştır. Bu kadarını düşünebiliyor, Esenevler'e otobüs de gelmiyor çünkü. Birden, sabah okula giderken bindiği Mercedes otobüsün kırmızı koltuklan, buğulu camları düşüyor aklına. Sınıfını özlüyor. İffet Öğretmen'iyle arkadaşlarını, en çok da sobanın yanındaki yerini. Kardan adam sınıfta dolaşırken erirmiş Bunu gören çocuklar onu pek çok severmiş. Sözcüklerin hakkını vererek, tümünü teker teker ağzında çalkalayarak tekrarlıyor ilk dizeyi, sonra parmaklarıyla heceleri sayıyor. Tastamam on dört hece, ortadan böl ikiye, yedişerden on dört eder. Öteki dizeye geçiyor sonra, o dizenin sözcüklerini de dolu dolu tekrarlıyor, on dört hece tutuyor onlar da. Gülümsüyor. Bu kez oldu işte, o güne dek yazdıklarından farklı bir şiir yazdı. Ölçülü bir şiir. Hem uyaklı hem ölçülü. Bayılacak öğretmen, çocuklar suspus olup onu dinleyecek. Tahtanın önüne dikilip okuyacak şiirini, her sözcüğü dolu dolu söyleyerek, öyle ağzında yuvarlamadan, aceleye getirip birbirine karıştırmadan, eserini tane tane dökecek ortaya. Bu kez bir aferinle yetinmeyecek İffet Öğretmen, karamela da vermeyecek. Alıp başöğretmenin bürosuna götürecek onu, şiirini orada, çatık kaşlı başöğretmenin masasında duran "çatık kaşlı nazlı hilal"in de karşısında tekrarlayacak. "Kardan adam sınıfta..." Peki, sınıfla nasıl dolaşır kardan adam... Hadi soba yandığı için erimesini anladık, peki Esenevler'den kalkıp nasıl gelir ta buraya kadar? Bak hiç düşünmemişti bunu. Doğru ya, nasıl yürür kardan adam? Ayakları yok ki. Bacakları da yok. Hantal bir gövdesi var o kadar. Bir de buzdan kollan. Kömür gözleri var ama hem de kapkara. Havuçtan burnu, şapkası, hatta atkısı bile var. Her neyse bir kızağa bindirip kaydırırsın, olur biter. Olmaya
******