Resimli Dünya

Yazar : Nedim Gürsel
İsbn : 975293207x
Yayın Tarihi : Mayıs, 2004
Sayfa Sayısı : 318
Ölçü : 13,5 x 19,5 cm
Yayınevi : Doğan Kitap

Sanat tarihi profesörü Kamil Uzman, Santa Lucia İstasyonu'nda trenden indiğinde yorgun değildi. Daha doğrusu gövdesi alabildiğine dinçti, zihniyse bir hayli bulanık. Gece boyunca üst ranzada gözünü kırpmamıştı. Venedik'in görüntüleri uçuşup duruyordu hayalinde, koridordan vuran ışıkta gölgeler bir gidip bir geliyordu. Eski Serenissimo Cumhuriyeti'ne doğru gece yarısı çıktığı bu ilk yolculukta yalnız sayılmazdı. Bir kez olsun görmediği, ama kitaplardan, resim ve fotoğraflardan eski yapılarını, görkemli sarayları ile kalabalık alanlarını, köprü ve kanallarını, evet, en dar kanallarına varıncaya dek tüm ayrıntılarını neredeyse ezbere bildiği Venedik'in imgesi eşlik ediyordu ona Bu imge gerçek değildi belki, ama tümüyle kurmaca olduğu da söylenemezdi. Fareler ile denizin birlikte kemirdiği eski saraylarda yaşayan züğürt soyluların kentini yıllarca düşlemiş, hayalinde besleyip büyütmüştü. Onunla ilk karşılaşacağı sabahı beklerken uykusunun kaçması doğaldı. Üstelik tek başınaydı kompartımanda. Gece treninde rahatça yer bulabilmiş, bavulu ile paltosunu aşağıdaki koltuğa bırakıp üst ranzaya tırmanarak giysilerini çıkarmadan sırtüstü uzanıvermişti. Önce tekdüze tekerlek tıkırtılarının da etkisiyle hemen uykuya dalacağını sandı. Ama Venedik, yıllar sonra kavuşulan eski bir sevgili gibi, sabaha dek direncini sınadı, bir an olsun rahat bırakmadı onu. Perona ayak bastığında zihni öylesine karmaşıktı ki, önüne çıkan ilk kahvede çift espresso içmekten vazgeçip bir aylığına kiraladığı stüdyoda deliksiz bir uyku çekmeye karar verdi. Garın basamaklarından inerken sis basmıştı her yanı. Solda, dört mavi yıldızın ışığında vişne çürüğü bir yapı dikkatini çekti: Hotel Bellini. Yıldız biçimindeki neon ışıklar sisin içinde belli belirsizdi. Bu kente geliş nedeninin, karşısına çıkan ilk yapının alnına bir arma, kaderin kesin bir işareti gibi nakşedildiğini düşündü. Gentile Bellini'nin Scuola di San Giovanni Evangelista'nın duvarlarını süslemek için yaptığı bir dizi tablonun en küçüğü, o dönemin deyimiyle telero'su tüm ayrıntılarıyla belleğinde canlandı. Önce kanalın zümrüt yeşili suyunu görür gibi oldu...
******