Osmanlı'nın Mahrem Tarihi Bilinmeyen Yönleriyle Osmanlı Padişahları

Yazar : Mustafa Armağan
İsbn : 9789752638532
Yayın Tarihi : Kasım, 2008
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 255
Ölçü : 13,5 x 21 cm
Yayınevi : Timaş Yayınları

"Osmanlılar gazilerdir ve galiplerdir, fisebilillah hak yoluna durmuşlardır, gaza malını cem edüp Hakka harc edicilerdir ve Haktan yana gidicilerdi. Din yoluna gayretlüdürler, dünyaya mağrur degüllerdi. Şeriat yolunu gözedicilerdir, ehl-i şirkten intikam alıcılardır.' Oruç Beğ Osmanlı padişahları denilince genellikle gözümüzün önüne Arz Odası'nın önünde gürleyen veya savaş meydanlarında kılıcını çekip cengâverlik eyleyen siyasi-askeri liderlerin gelmesine fazlasıyla alışmış durumdayız. Sanki padişahların 'insan' tarafı bilinçli olarak elenmiştir tarih kitaplarımızdan. Genellikle bu insan sıcaklığı eksikliğini bazı fıkra ve menkıbelerle doldurmayı tercih edişimizin gerçek sebebi, tarih galerisini hükümdarların donuk, sıkıcı ve biraz da sert görünümlü portrelerinin işgal etmiş olmasıdır. Sanki onlar hiç ağlamaz, gülmez, üzülmez, sevincinden haykırmaz, kahrolmaz, canları sıkılmaz... Velhasıl kitaplarımızdaki Osmanlı padişahları adeta harem - i hümayun haricinde şahsi hayatları olmayan bir tür robota benzerler. Osmanlı tarihi okurken o insan sıcaklığını yeterince hissedemeyişimizin altında bu soğuk gerçek yatar. Oysa gayet tabiidir ki, onların da her insan gibi duygusal-estetik bir hayatları vardı: Başları ağrırdı, tırnakları uzardı, dişleri çürürdü, canları sıkılırdı, âşık olurlar, Sultan I. Abdülhamid'in cariyesi Ruhşah'a yazdığı sevda mektuplarında görüldüğü gibi mahrem duygularını ateşli satırlara dökmeyi de pekâlâ bilirlerdi. Gönül sızılarını sadece seferler açarak veya devlet idaresine hayatlarını adayarak çözmezlerdi elbette. Kimisinin musikiye ve şiire, başkalarının hat sanatına, kuyumculuğa, avcılığa, giyim kuşama, biniciliğe, güreşçiliğe, marangozluğa, hatta nakış dikiş gibi kadın meşgalelerine sığındıkları bir sır değildir. Değildir ama tarih kitaplarımızda bunları ara ki bulasınız. Piyasada Osmanlı padişahlarının çok kıyıya köşeye saklanmış, gözlerden ısrarla gizlenmiş, tarih kitaplarının satır aralarında geçiştirilen ve genellikle öldükten sonra talkın verir gibi özellikleri sayılırken bir kaç kuru madde halinde zikrediliveren insani cevherlerinin derli toplu bir şekilde işlendiği veya hiç değilse derlendiği müstakil bir kitap bulabilmek neredeyse imkânsızdır…
******Mustafa Armağan