Osmanlı'da Harem

İsbn : 9786054700318
Yayın Tarihi : 2013
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 80
Ölçü : 12 x 21 cm
Yayınevi : TBBM Milli Saraylar

Osmanlı Devlet' inde "harem' asıl adıyla "Darüs-saade' yüzyıllar boyu merak konusu olmuştur. 16. yy. itibariyle yüksek duvarlarla çevrili bir mekân ve içerisine de belirli görevli erkeklerin dışında girişin yasak olduğu bir kurum. Bir de buna içeride bulunan yüzlerce birbirinden güzel cariyeyi de eklediğimiz zaman bu kurum tam bir sır küpüne dönüyor. Böyle gizemli bir durum karşısında da birçok yazar çoğu zaman hayal ve fantezilerin süslediği bir yer olarak lanse etmişlerdir bu kurumu. Ülkelere hükmetmiş hükümdarların yaşadıkları sarayları görerek onların nasıl bir yaşam sürdürdüklerini öğrenmek ister insanlar. Hele ki bu 3 kıtaya hükmetmiş Osmanlı padişahlarının hareminde yüzlerce kadının bulunduğu saraylar söz konusu olduğunda merak duygusu bir kat daha artar. Harem, yani evde kadınların yaşadıkları bölüm geçmiş çağlarda da vardı. Osmanlı haremi konusunda da akla ilk olarak hakkında çok az bilgi bulunan Bursa Sarayı gelir. Böyle bir saray mevcut olmuştur fakat haremiyle ilgili hiç bir bilgi yoktur. Oysaki Bursa kütüğü ve şeriye sicillerinde, Bursa Sarayına ait pek çok bilgi vardır. Ancak görkemden uzak saraylarda yaşayan Osmanlı beylerinin haremleri bu dönemde herhangi bir Türk evindekinden pek farklı olmamalıdır. Edirne Sarayı, Topkapı Sarayı, Dolmabahçe ve Yıldız Sarayları ise haremin hem mimari hem de kuralları açısından belli olduğu yerler olarak süre gelmiş yerlerdir. Haremde, merkezde padişah odası bulunur. Bunun etrafında ise valide sultanlar, kadınlar, şehzadeler, ustalar, kalfalar ve cariyelerin daireleri yer alır. 17. yüzyılda veraset sistemi değişinceye kadar harem nüfusu az olarak kayıtlara geçmiştir. Fakat şehzadelerin kafes usulüyle sarayda yaşamaya başlamalarıyla bunların ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlü hizmetkâr cariyelerin de artmasıyla saray nüfusunda bir artış söz konusudur. 19. yüzyıl sonları ve 20. yüzyıl başlarında Hanedan'la yakın ilişkisi olan şair Leyla Saz, hatıratında, "Bazı Çerkez kadınlarının kızlarını padişah haremi olup ihtişam ve elmaslar içinde hayat süreceğine dair ninnilerle büyüttüklerini' ifade etmişti. Belirtmek gerekir ki Osmanlı devlet teşkilâtında harem-i hümayun tabiri hem haremi hem de enderunu içine alır. Enderun padişah, saray ve devlet hizmetinde bulunacak erkeklerin, harem ise ikametgâh görevinin yanında kadınların yetiştirilmesi için bir eğitim müessesesidir. Bu bakımdan hareme yüksek dereceli kadınlar akademisi de denilebilir. Burada en alt kademe olan cariyelikten ustalığa kadar bir terfi sistemi bulunmaktadır.
******