Osmanlı İmparatorluğu'nun Etnik Menşei Meseleleri

Yazar : Prof. Dr. Fuad Köprülü
Yayın Tarihi : 1943
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 92
Ölçü : 16,5 x 24,5 cm
Bahsi Geçen : M. Fuat Köprülü

Osmanlıların etnik menşeleri ve Osmanlı devletinin ilk kuruluş safhaları ile uğraşan mütehassısların dışında, umumiyetle okuyucular için oldukça uzun ve yorucu bir mahiyet alan ve ara sıra mevzu ile yakından alakalı olmasına rağmen şimdiye kadar hiç düşünülmemiş bir takım esaslı tarihi meselelere de temas etmek mecburiyetinde kalan bu yazımızı bitirirken, bütün bu tahlillerden, tenkitlerden, münakaşalardan elde edilen müspet neticeleri, bir defa daha umumi surette hulasa etmeyi faydalı oluyoruz. Vardığımız başlıca neticeler şunlardır: Osmanlı sülalesi, Oğuzların Kayı boyuna mensup küçük bir aşiret parçasının başında bulunan Osman tarafından kurulmuştur ve bunu reddetmek için (P. Wittek nazariyesi) ortada hiçbir tarihi sebep yoktur. Bu Kayıların XI. Asırda Türk âleminin şark uçlarında yaşayan Moğol cinsinden Kay'larla aynı etnik zümreye ait olması iddiası (Marquart nazariyesi) tamamıyla esassız olduğu gibi, bu Kay'ların XII. Asırda Kara-Hitayların hâkimiyeti sırasında Maveraünnehir'e gelerek sonradan Horasan'a geçtikleri ve Osmanlıların mensup bulundukları Kayıların işte bunlar olduğu iddiası (Z. V. Togan nazariyesi) hiçbir esasa dayanmaz. Kayılar, Anadolu'nun ilk fethi sıralarından başlayarak, sair birtakım Oğuz boylarıyla beraber buralara gelmişler ve kendilerine mensup olan Artukoğulları devletinin kuruluşunda büyük bir rol oynamışlardır. Bunların, sonradan, Anadolu'nun cenubi-şarki sahalarına ve bilhassa merkez ve şimal-garbi sahalarına gelip yavaş yavaş yerleştikleri anlaşılıyor. Horasan'da bunların çok ehemmiyetsiz bazı oymakları kalmış ve küçük bir grup da Şimali-Azerbaycan'da yerleşmiştir. XVI. Asırda Anadolu'da henüz göçebe hayatı süren küçük bir Kayı oymağına rastlanılması, bunların o asra kadar hemen umumiyetle toprağa yerleşmiş olduklarına açık bir delildir. Kayıların, XIII. Asrın ilk on yıllarında, büyük Moğol istilası önünde Horasan'dan kaçarak Anadolu'ya geldikleri rivayeti (ananeci nazariye), Osmanlı kronikçilerinin uydurdukları bir masaldan ibarettir…
******