Osmanlı Devleti'nde Bulgar Meselesi (1850-1875)

Yazar : Dr. M. Hüdai Şentürk
İsbn : 975160441
Yayın Tarihi : 1992
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 401
Ölçü : 16 x 24 cm
Yayınevi : Türk Tarih Kurumu

XIX. yüzyılın ikinci yansında Osmanlı Devleti'ni en çok uğraştıran konulardan biri Bulgar Meselesidir. Tanzimat Fermânı'nın ilânından sonra âdetâ kuluçka dönemine girerek şekillenmeğe başlayan Bulgar meselesi, XIX. yüzyılın ikinci yansından itibaren Bulgaristan'ın Osmanlı Devleti'nden aynlma dâvâsı şeklinde süratli bir vetire içinde gelişmeğe başlamış ve devletin çöküşünde en önemli âmillerden biri olmuştur.
Tanzimat'ın ilânından itibaren Bulgar Meselesi'ni, Bulgaristan'da uygulanan "gospodarlık" ve arâzî rejimi ile irtibatlandırarak "Tanzimat ve Bulgar Meselesi" (Ankara 1942) adı altında, Kınm harbinin başladığı yıllara kadar Prof. Dr. H. İnalcık incelemiştir. Bu eserinde tnalcık'ın, “başka bir tetkike” bıraktığını ifâde ettiği “1853-1878 yıllan arasındaki Bulgar Meselesi” hakkında şimdiye kadar derli-toplu herhangi bir araştırmaya rastlamadığımızdan, konuyu incelemeğe cesâret ettik. Ancak hemen belirtelim ki, 1875 yılından sonra kuluçka döneminden çıkarak yeni ve daha karmaşık bir veçhe kazanan Bulgaristan Meselesi ile ilgili yayınlanan araşurma ve hâtırat nev’in-den eserler, bu devri nisbeten açıklığa kavuşturduğundan, bu tarihten sonraki dönemi inceleme sahamız dışında tuttuk. Zira bu dönemden sonra artık Bulgar meselesinden ziyade Osmanlı Devleti için Bulgaristan ve Bulgaristan'daki Türkler meselesi önem kazanmağa başlamıştır.
Osmanlı devri ve sonrasında Bulgaristan topraklarında dinî ve etnik azınlıklara karşı uygulanan idare, siyaset ve insan hakları muvâcehesirıde "tahtında müstetir" bir mukayese yapmayı da amaçlayan bu araştırmanın "Giriş” bölümünde, meselenin önemine binâen ve bazı iddialara cevâben, Bulgaristan çerçevesinde OsmanlIların fetih siyâseti ile gayrimüslim reâyâya karşı gütmüş oldukları siyâsetten, genel olarak ve biraz uzunca bahsedildi. Birinci bölümde, Bulgar Meselesinin ortaya çıkmasının ve gelişmesinin sebepleri üzerinde duruldu. Binaenaleyh bu bölümü, "İkinci Giriş" olarak da düşünmek mümkündür.

******