Osmanlı Borç Yönetimi Düyun-ı Umumiye 1879-1891 Cilt 1

Yazar : Mehmet Hakan Sağlam
İsbn : 9789753332040
Yayın Tarihi : Aralık, 2007
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 263
Ölçü : 15 x 21 cm
Yayınevi : Tarih Vakfı Yurt Yayınları

Günümüz küreselleşme süreci genellikle iletişim çağıyla bağlantılandırılır. O nedenle yirminci yüzyılın son çeyreği ayrı bir önem arz eder. Küreselleşmenin en belirgin özelliklerinden biri neo-liberal iktisat politikaları sonucu ulusların koruma duvarlarının yıkılması, ithal ikameci politikalara son verilmesi ve özellikle üretim faktörleri arasında sermayenin olabildiğince özgür dolaşımının sağlanmasıdır. Oysa tarihçiler küreselleşmeyi daha farklı boyutlarda ele alırlar. Küreselleşme belki de insanlığın ilk evrelerinden beri yaşanan bir olgudur. Bu nedenle küreselleşme değişik tarihsel evrelerden geçer. Kısaca küreselleşme tarihsel derinliklerde aranır. Bu bağlamda özellikle 19. yüzyıldaki gelişmeler bir kırılma noktası olarak görülür. Napolyon savaşları ertesi dünya ticaretinde o güne kadar görülmeyen gelişmeler dünya ekonomisinin bütünleşmesinde son derece önemli rol oynamıştır. Bu arada Batı'da oluşan sermaye birikimi ülke sınırlarını aşmış, dünya ölçeğinde yüksek getiri sağlayacak yeni alanlara açılmıştır. İşte dünya tarihinde dış borçlar diye bilinen ve finansal tarihin omurgasını oluşturan gelişmeler 19. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı Devleti'ni de yörüngesine almıştır. İlk dış borç tarihi 1854'tür. Bu tarihe kadar mevsimsel mali sıkıntılar iç borçlanmayla karşılanıyordu. Galata bankerleri diye bilinen sarraf1ar ve bazı mali kurumlardan kısa vadeli avans alınıyor ya da yüksek faizli iç borçlanmaya gidiliyordu. Tanzimat'a kadar Osmanlı Devleti'nde bugünkü anlamda banka yoktu. Ancak, banka işlevi gören sarraf1ara ve poliçecilere ülkenin dört bir yanında rastlanıyordu. İstanbul'un fethinden sonra hemen her padişah zamanında Osmanlı parasının birkaç kez vezin ve ayarı düşürülür, eski paralar piyasadan çekilmediğinden ya da çekilemediğinden ülkede değişik tür sikke tedavül gördü. Osmanlı sikkeleri yanı sıra, fethi olunan ülkelerde geçer akçe olan para türleri ve yabancı ülkelerle ticari ilişkiler sonunu elde edilmiş paralar iç piyasada alım gücüne sahipti. Bu nedenle sarraflık, diğer bir deyişle değişik tür paraları bir diğerine dönüştürmek ve para bozmakla uğraşan esnaf, çok eski zamandan beri Osmanlı topraklarında faaliyet gösteriyordu.
******Mehmet Hakan Sağlam