Nurullah Ataç ve Şairleri

Yazar : Seyfeddin Orhan Çağdaş
Yayın Tarihi : 1945
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 16
Ölçü : 13 x 19,5 cm
Yayınevi : Milli Mecmua Basımevi
Bahsi Geçen : Nurullah Ataç

Evvela Münekkidi Tanıyalım: Nurullah Ataç isimli bir aydınımız var. Eskiden şiir yazardı; şimdi "Kezibana mektuplar" diye nesirler yazıyor. Fena da yazmaz. Hele Ulus gibi bir gazetede bu yazılarına yer bulunca katmerli iyi oluyor. İşte bu iyi yazıcının bir derdi var: İlle münekkit olmak iddiasında... Tutturmuş, ben şiirden anlarım, diyor. Belki de anlıyor. Ama o rate bir şairdir. Rate şairlerin bir kusuru olur: İyi şiiri çekemezler. Belki de şuur altları çekemez de, şuurlu hallerinde samimidirler. Fakat hangi halleriyle olursa olsun rate şairler edebiyatı bırakmazlar da tenkide, hele şiir tenkidine girişirlerse mutlaka güzel şiirin düşmanlığını yaparlar. İşte bu Nurullah Ataç da öylesinedir. Bu satırların muharririne göre o bedbaht bir şairdir. Gelgelelim, kendisi bahtiyar bir münekkit geçinmektedir. Onun bahtiyarlığına kıyamasak da gelin şu münekkitliğini elinden alıverelim: Nasıl mı alırız, diyeceksiniz? Eğer söz ve onunla verilen misal denilen şeylerin bir tesiri varsa ve bunlar bir hakikati ifadelendirebilirlerse bu münekkitlik tacını eski şair Nurullah'tan almak kolaydır. Yok, ille sizin dediğiniz olacak veya ille gelişi güzel konuşan bu zata gene gelişi güzel konuşmakta devam etmesi imkânı verilecekse o da sizin bileceğiniz şeydir. Yalnız şurasını bilelim ki, bu satırların muharriri için Nurullah Ataç varmış, yokmuş, o yazılar yazarmış da okunur, okunmazmış. Umurunda bile değildir. Öyleyse ne demeğe broşürlerle adamcağızı ilan ediyorsun diyeceksiniz. Ben onu sizler için açığa vuruyorum. Diyorum ki amanın dostlar, gerçek denilen şey şu, bu taraftan şöyle, böyle anlaşılır. Onu anlatanın kendisini anlamadan fikirlerine kanmayın. Kendisini, yani kim hangi sahada yanlışlıklar yapıyorsa, o sahadaki hatalarına sebep olan mana yapsın!
******