Nurettin Topçu'ya Armağan

Yazar : Kolektif
İsbn : 9757462438
Yayın Tarihi : Temmuz, 1992
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 216
Ölçü : 16 x 23,5 cm
Yayınevi : Dergah yayınları
Bahsi Geçen : Nurettin Topçu

Her kitabın bir kaderi vardır. Bu kitap da kaderini yaşadı. 1978'de niyet edilen, olmayıp iki yıl daha ertelenen, nihayet bugünlere gelen bir çizgi ile yayınlanabildi. Kitapta yazısı olan dört kişi bugün hayatta değil. Kendilerini rahmetle anarız. "Armağan" hazırlanırken Hoca'nın evraklarına, notlarına ulaşamadık. Kitapları yayınlanamadığından yeni nesiller temin edemiyor. Bu ortamda, çok yönlü Nurettin Topçu'yu bu kitapla yaşatmaya, tanıtmaya, bir borcu yerine getirmeye çalıştık. 1966 Hareketlerinin ilk sayısında Hoca'nın şu değerlendirmesiyle yayına başlamıştık: " ... Hareket çilesini doldurdu. Tohum meyva verdi. Olgunlaşan gövdeden, çürük dallarla zehirli yemişleri ayıklamak zamanı geldi. İsteklerin filizlendiği dallardan bazan istenmeyen meyva toplandı. Güneşe çevrilen dallar murada ermiş ruhları dinlendirirken bazı dallar karanlıklara doğru eğildi. Her şeye rağmen sonsuzluğa doğru yollanan kervan kâh dağda kâh çölde sonsuzluğun sunduğu şevk ile ilerliyor... Biz muvaffakiyetin değil hareketin sırrını arıyoruz. Bu sır, hiç bir kuvvetin yok edemediği sonsuz selametle beslenen ümittir". 1960 ve sonraki nesiller Hoca'nın bu çizgisinde kâh oldular kâh dışında kaldılar. Büyük zenginler, başarılı ihracatçılar, genel müdürler, müsteşarlar, milletvekilleri, bakanlar, profesörler yetişti. 1992'nin Temmuzuna gelindiğinde yukarıdaki değerlendirme yine tazeliğini ve geçerliliğini koruyor. Dergâhçılar "Bu böyledir"i kabul ederek, "Ya tahammül ya sefer" diyerek, "Suları yokuşa akıtmak" çabasında oldu. Nurettin Topçu'nun ömrü ahlak dersi vermekle geçmişti. Sınıfta öğretmenler odasında, Milli Eğitim Bakanlığı içinde, sokakta, camide, evde, konferans salonunda. Maddenin ve servetin fethini değil, ruhların fethini gaye edinmiş ve o hedefi göstermişti. O "Büyük Muallim"in mesleğindendi. Öğretmendi. Hayatın adamını değil, hakikatin, aşkın adamını yetiştirmek isterdi. "Büyük adam olacaklar, halkın içinden uzaklaşmanız gerekir" derken, kendisi milletin hakkını yiyenler ve "köşeyi dönmek" isteyenlerce anlaşılması imkânsızdır.
******