Nil'den Tuna'ya Osmanlı Yazıları I

Yazar : A. Haluk Dursun
İsbn : 9754373361
Yayın Tarihi : 2000
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 285
Ölçü : 12 x 19,5 cm
Yayınevi : Ötüken Neşriyat
Bahsi Geçen : A. Haluk Dursun

Tarihçi olmaya çok erken yaşta karar vermiştim. Öyle hasbelkader yahut daha doğru bir deyişle bugünküler gibi hasbel Yök tarih okumak zorunda kalanlardan değilim. Hani futbol kulübü tutanlar "Kendimi bildim bileli Galatasaraylıyım, Fenerliyim..." derler ya, ben de kendimi bildim bileli tarihi seviyorum. Bunun mutlaka bir psikolojik sebebi, bendeki bu tarih muhabbetinin oluşumunu sağlayan iç ve dış etkenleri vardır. Bana göre çocukluğumun geçtiği Hereke'deki iki katlı ahşap tarihi evin rolü büyük. O evde rahmetli dedemin babasından duyduğu IL. Abdülhamit dönemi Osmanlısının ve payitaht İstanbul'unun hikâyeleriyle büyüdüm. Daha o lise yıllarında, Osmanlıca derslerine başlamış, şimdi çoğu rahmetli olan Prof. Dr. Osman Turan'dan, mimar Ekrem Hakkı Ayverdi'ye, Cemil Meriç'ten Necip Fazıl'a, Ali İhsan Yurt'tan Ziyad Ebüzziya'ya, Kadir Mısıroğlu'ndan Prof. Dr. Muhammed Hamidullah'a, meşayıhtan Muzaffer Özak, M. Zahid Kotku'ya kadar Osmanlı'yı iyi bilen birçok kıymetli şahsiyeti tanımak imkân ve şerefine nail olmuştum. Ama lise yıllarımın bende en çok iz bırakan ve beni yönlendiren kişisi merhum Fethi Gemuhluoğlu oldu. "Tarihçi" olmak istiyorsan, hele "Yakınçağ tarihçisi" olacaksan öyle sadece kütüphanede masa başında kitap karıştırmakla, arşiv belgeleri okumakla yetinmeyeceksin! Osmanlı'nın ruhunu tanımak için coğrafyasını keşfe çıkacaksın ve önce Şam'a gideceksin demiş ve sonra ilave etmişti: "Evvel-i fitne Şam, ahir-i fitne Şam." Fakülteyi bitirir bitirmez de bir yolunu bulup Şam'a gittim. Böylece Türkiye dışındaki Osmanlı coğrafyası gezilerim başladı. Halep'ten Hama'ya, Humus'tan Rakka'ya, Deyrizor'dan Lazkiye'ye, Tartus'a Suriye'yi arşınladım. Cebel-i Aleviyyun'da Nusayrileri, Patrikhane'de Süryanileri, Cebel-i Dürüz'de Süveyda'da Havran Dürzilerini yerinde gördüm inceledim. Şam'da Salihiye Mahallesinde yaşayan son Osmanlıları tanıdım, hem de sadece Müslüman Osmanlıları değil, Hamidiye Çarşısı'nda İstanbul aşığı Türk dostu Ermenileri de...
******