Nazım'dan Armağan

Yazar : Şükran Kurdakul, Kıymet Coşkun, Öner Yağcı
İsbn : 1990
Yayın Tarihi : 1990
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 263
Ölçü : 13,5 x 19,5 cm
Yayınevi : Cem Yayınevi
Bahsi Geçen : Nazım Hikmet Ran

Nazım Hikmet'in sanatını: "Şair zamanının geçici endişelerine bağlanmamalı, bir ideologianın yayıcısı olmamalı, insanda ebedi olan şeyi aramalı" diye tenkit edenlere, Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı öyle sanıyorum ki, susturucu bir cevap olabilir. Bu kitaptaki parçaların hepsi de zamanımızın bir fikir cereyanına tabi olmakla beraber, yine insanın ebedi bir hissini, tarihin her devrinde rast gelinen bir kaygısını aksettiriyor; bir parça olsun insaf göstermek şartıyla, bunu inkâr etmek kabil değildir. Harap olmuş, insanları yoksullaşmış bir memleketi, bir fikir uğrunda çarpışanları, ihanete uğrayanların elemini tasvir etmek; hak bildikleri bir yolda başlarını vermiş olanlar için ağlamak, insanın "ebedi" hislerinden doğmaz mı? Destanı okuyun, göreceksiniz ki o manzumelerdeki hisleri sizin kendi hisleriniz saymanız için içtimai veya siyasi itikatlarına iştirak etmeniz hiç de zaruri değildir. Hatta daha ileri gideceğim, Şeyh Bedreddin'i Nazım Hikmet'in inandığı fikirleriyle değil, onlara zıt fikirlerin remzi diye telakki edip heyecana kapılmanız kabildir. "Şairin insanda ebedi olan şeyi araması lazımdır" demek, "Şair, her devir insanlarının tarafından kabul edecekleri kendi hislerine, hakikatlerine göre tefsir edebilecekleri mythe'ler yaratmağa çalışmalıdır" demektir. Şeyh Bedreddin'in Nazım Hikmet'in kitabındaki çehresi ile böyle bir mythe olduğu söylenebilir. O destandaki manzumeler güzel midir? Herhangi bir eserin güzel olup olmadığını anlamak için elimizde heyecanımızdan Başka bir ölçü yoktur. Ben, Şeyh Bedreddin Destanı'ndaki manzumeleri heyecandan sarsılarak okudum. Demek ki onlar benim için güzeldir. Bir insan için güzel olanın, daha birçok insanlar için de güzel olması pek muhtemeldir…
******

Oktay Aras Kitaplığındaki Nazım Hikmet Ran Kitapları (142)