Nazım

Yazar : Aydın Aydemir
Yayın Tarihi : Ekim, 1986
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 352
Ölçü : 13,5 x 19 cm
Yayınevi : Broy Yayınları
Bahsi Geçen : Nazım Hikmet Ran

On ikisinde var yoktum, yakınımız Selma Abla'nın nişanlısı eve gelir giderdi. Safi Bey, Bulgaristan maaciri, gençten, yakışıklı biri. Nazım hayranıydı, ağabeyiyle Almanya'ya barsak ihraç ederlerdi. Lafı kaptı mı, Hitler şöyle büyük adam, böyle büyük adam diye kafa ütülerdi. Bir akşam, bahçede oturuyoruz ailecek, cebinden bir kâğıt çıkarıp okumaya başladı gümbür gümbür. Aa dedim kendi kendime, şiir bu! Yakıştıramadım, çünkü havainin teki hazret, tahsil-terbiye hakgetire! Nerden geçirdiyse eline, pek beğenmişmiş! Ben de beğendim ha! Aslan gibi bir şiir! Nazım Hikmet adında genç bir şairinmiş. Komünistmiş, ama vurdu mu ses getiriyormuş!.. Nazım'la ilk karşılaşmam böyle oldu. Kara boynuz gibi kaşlı, mukaddes Apis başlı adam'a onunla birlikte bağıra çağıra sövüp saydım bir eyyam. Ev halkı illallah deyinceye anlayın siz artık, o ara Nazım nasıl elden ele dolaşıyormuş! Düşünün, bir Nazi sempatizanına kadar!.. Bambaşka bir ses, bambaşka bir insan! Görünmez bir şeytan tüyü kasketinin kenarına sokulu adeta, çağrılar yolluyordu âleme!.. Meydan yerine top gibi ilk fırlayışında, susa durdurmuştu herkesi, sağcısından solcusuna, kalem efendisinden kalemşor Nizam'a dek... Öyle bir hayranlık ki, o şeytan tüyü almış, kızılmış, aldırmıyordu kimse. Şiiri bir yana, şairi de insan canlısı bir insan güzeli. Delidolu, çocuksu, güleç. Bilya oynamaktan, topaç çevirmekten yeni dönmüş haliyle, sırtı ter içinde, yanakları al al, Güneşi içenlerin Türküsü'nü döktürmeğe başladı mıydı, içi ısınıveriyordu dinleyenlerin... Çağdaş şairlerden tek Lorca için anlatılır böyle şeyler, başka yok... Vakta ki, düzenin uygun erleri aydı, bu osuruğu cinlinin kendisiyle, şiiriyle birlikte davasını da ortalığa sevdirdiğini fark ettiler, o zaman işte hava döndü, Babıali karıştı. Keskin avcılar, kalemleri yağlayıp sürek avına çıktılar... Babamın da Nazım'a o zamanlar yazılmış üç Telli Saz Şairine diye bir vebali vardır. Yıllar sonra, o manzumesinden söz açtığımda, "Bir halt etmişiz, ulan, ille de yüzüme mi vurman lazım!" dediydi... Edebiyatta üstün başarı kazananlara her zaman lejyon-donör vermezler, Nazım gibilerine de yirmi beş sene verirler...
******

Oktay Aras Kitaplığındaki Nazım Hikmet Ran Kitapları (142)