Muallim Naci

Yazar : Celal Tarakçı
İsbn : 9751714052
Yayın Tarihi : 1994
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 308
Ölçü : 13,5 x 19,5 cm
Yayınevi : Kültür Bakanlığı
Bahsi Geçen : Muallim Naci

Okuma aydınlanmanın temel ışığıdır. Bu ışıktan yoksun toplumun çağdaş dünya içinde yeri yoktur. Bu gerçek yüzyıllardır değişmemiştir. Yönetimlerin kitaptan, okuma ediminden, bireylerin aydınlanmasından korkmasının temel nedeni de budur. Okuyan birey, özgürleşen, kendi içine doğru derinleşen, kendi üstünde başka bir gücün denetimini dışlayan, istemeyen insandır. Aslında içinde yaşadığımız dönemin en tutarlı yönetim biçimi olan demokrasinin, böylesi toplumlarda işlemesi de işletilmesi de en kolay ve gerçekçi olanıdır. Ne var ki, yönetenler kendi günlük çıkarları için aslında çok daha zor bir yolu denemektedirler. Bireylerin yalnızca kendilerine bağlı olmasını isterlerken ve bunun daha kolay bir yönetme biçimi olduğunu düşünürlerken yanılmaktadırlar. Çünkü öylesi bir toplumu oluşturan kitlelerin belli konular çevresinde yönetilmeleri, birleştirilmeleri çok daha güç olacaktır. O kitleler gerçeği, birileri tarafından doğru olarak söylense de anlamakta ve tanımlamakta güçlük çekeceklerdir. Böylesi bir toplumu yönetmek kolay değil, güç ve sorunlarla doludur. Türkiye toplumu böylesi bir süreçten geçti. İnsanlarının güdümlü bir siyasal ve kültürel yapılanma içinde tutsak edilmek istendiği dönemleri aşmasını bildik. Fakat bu yakın tarihimizde, ardımızda sancılar ve sıkıntılar bırakmadığımız anlamına gelmiyor. Şimdi o dönemi bir daha geriye dönüşü olmayacak bir noktaya itmeye çalışıyoruz. Bu nedenle olduğu kadar içinden geçmekte olduğumuz dönemin temel motiflerini de yakından izlediğimiz, ona zorunlu olduğumuz için kitap okuma açılışına ayrı ve özel bir önem veriyoruz. Kendi içinde özgürleşmiş bireye, bugün her zamankinden çok ihtiyacımız var. Çünkü dünya bir yandan küreselleşirken bir yandan da kitle iletişim araçlarının yoğun ve baskıcı denetimi altında kalmaktadır. İnsanoğlunun artık muhalefet etme olanağı bile elinden alınmaktadır. Çünkü muhalefetin tekil bir yönetime ve tekil bir eyleme yöneldiği dönemler, iletişim araçlarının kitleselliği karşısında geriye itilmekte, adeta yok olmaktadır. Bir başka deyişle öznesiz bir baskı dönemini yaşıyoruz.
******