Molla Lütfi

Yazar : Orhan Şaik Gökyay
İsbn : 9751700949
Yayın Tarihi : 1987
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 54
Ölçü : 13,5 x 19,5 cm
Yayınevi : Kültür ve Turizm Bakanlığı

Osmanlı Tarihinde, yetişmeleri, yetiştirdikleri öğrencileri, bıraktıkları eserlerin önemi, zamanlarında geçerli türlü dallarda ele aldıkları konular ve kişilikleri yönünden Tokatlı Molla Lütfi, adları unutulmayanlardan biridir. Fatih Sultan Mehmet ve II. Sultan Bayazıt'ın, meclislerinde, sarayın bir geleneği olarak toplanan ve seçtikleri konular üzerinde, huzurlarında kendilerine tartışmalar yaptırdıkları bilginler arasında o da vardır. Kütüphanesinin başında bulunduğu zamanlarda olsun, daha sonraları olsun, Fatih'le iki arkadaş gibi şakalaşmaları, zekâsının nasıl kıvılcımlar saçtığını göstermektedir. Bu nüktelerin bir bölümünün, özellikle kendi meslektaşları arasında hicve kadar giden bir nitelik göstermesi, hayatı boyunca tedirginlikler içinde kalan Molla Lütfi'yi, sonunda iftiraların kucağına atmış ve onu ölüme götürmüştür. Yavuz Sultan Selim, devrin büyük bilgini ve Molla Lütfi'nin öğrencisi olan Kemal Paşaoğlu'na hocasının yüksek bilgisine ve kültürüne karşı niçin öldürüldüğünü sorduğu zaman aldığı karşılık şudur: Hased-i akran Belası. Eğer kimi adamların bu yüzünü, yaşadıkları sürece ellerinde tuttukları, fakat bir kez olsun içinde kendilerini göremedikleri kıskançlık aynalarında seyretmişsek bunu kolayca anlarız. Harname'de bu eseri dolduran atasözlerinde, yalnız Molla Lütft'nin Uslu Şüca'ın vezirlerle münazarasını okuyup bundan zevk almakla kalıyorsak, satırların arasında onun asıl söylemek istediklerine varamıyorsak, kabahat onda değildir. Çünkü o, hayalinde yarattığı bu münazarada asıl, idare makamında heykel gibi oturmuş olan vezirlerin, medreselerde yer kapmış olan ehliyetsiz âlimlerin portrelerini çizmektedir, Semaniye Tavlası demesi bundandır. Molla Lütfi'nin derin bilgisi ve zekâsı sayesinde, Fatih gibi bir hükümdarın itibarını kazanmasının, Semaniye medreselerinde birlikte ders okuttuğu meslektaşlarının kıskançlığını uyandırmasında yadırganacak bir taraf yoktur. O, kişiliğini daha önceki bilginlerin, sonradan gelenlerce tek el-kitabı bilinen, dokunulmaz sayılan eserlerinde yanlışlar bulacak kadar derin bilgisinde ve bunları ortaya koyacak kadar...
******