Milli Tarihimizin Adı

Yazar : Mükrimin Halil Yınanç
Yayın Tarihi : Ocak, 1969
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 37
Ölçü : 14 x 19 cm
Yayınevi : Hareket Yayınları

Merhum Mükrimin Halil Yınanç, Anadolu tarihini tedvin gayesiyle kırk altı yıl önce ilk adımı atarken, bu davayı benimseyen bir zümre Anadolucu gençliğe önderlik etmişti. O zaman yıpranmamış taze heyecanlarla işe başlayan nesil, müdafaa ettiği davanın insanlık huzurunda haklı ve aynı zamanda ilme dayanan bir dava olduğuna inanıyordu. Bağrından birçok milletleri çıkaran büyük bir ırkın torunları olarak Türk ismini yalnız kendi milletimize ait bir isim olarak almak veya onun adını bu milletlerden sade bir tanesine vermek, ilme ve idrake aykırı bir hareketti. Bu hal, bütün servetini evlatlarından yalnız bir tanesine verip öbürlerini mirasından mahrum bırakan babanın davranışını andıracaktı. Hâlbuki millet servet değil, hakikattir. Onu biz kendi istediğimiz şekilde bölemeyiz. Belki ancak Hak böler. Hak bizi Anadolu'da güzel bir vatana sahip millet yapmış. O halde milletimizin adı Anadolu Türk Milleti, milli tarihimiz de Müslüman Anadolu'nun tarihidir. İlim ve hakikat gözüyle ne gelişi güzel Müslümanların bir kısmı bir milletin adı altında birleştirilir, ne de bütün bir ırkın gücü yalnız bir milletin hayatına mal edilebilirdi. Davayı bir Anadolu ırkçılığı zannedenler de aldandılar. Anadolu, millet hamurunun yoğuruluşunda ruh ve tabiat unsurlarını sunuyordu. Burada tabiat, coğrafya unsuruyla karşılanıyor, ruh ise tarih, örflerle sanatlar ve din unsurlarından hayat alıyordu. Menşe araştırıcı ırk teorisini manevi kaynaşma, milletine hizmet ve fedakârlık iradesiyle bertaraf eden Anadolucular, kan ırkçılığına olduğu kadar, ırk davasında şuursuzluğa ve kayıtsızlığa da karşı idiler. İstiklal savaşını yapan millet meclisinde Anadolu davasının liderliğini yapan Hüseyin Avni Ulaş'ın pervasızlığı, o zaman bir gençlik zümresinin uyanış çağını açtı. Realitelerin ihtarı bizi Erzurum ve Adana'nın dertleriyle yaşatıyor. Bu hal, samimi yaşamanın şartı olmaktadır. Geçmişe ait bir samimiyet olarak hatırladığımız İşkodra ve Kosova'nın dertleriyle bugün dertlenmek isteyiş veya onlarla şimdi dertli olduğumuzu iddia ediş şüphe yok ki samimiyetsizliktir. Aklın prensipleriyle olduğu gibi kalbin samimi iradesi ile yaşamaksa vicdanlı yaşamaktır.
******