Milli Kültür Meseleleri ve Maarif Davamız

Yazar : Samiha Ayverdi
Yayın Tarihi : 1976
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 416
Ölçü : 13,5 x 20 cm
Yayınevi : Kültür Bakanlığı

Türkiye'de sınai, iktisadi, zirai, ticari ve teknik sahalar birer alaka merkezi olurken, unutulan, ihmal edilen, mühimsenmeyen, işlenmeyen, işletilmeyen ve neticede de boşuna harcanan sermaye, insandır. Onun için de fert ve dolayısıyla cemiyet, sağdan soldan çarpan haşin dalgaların ortasında bocalamakta ve bir türlü selamet sahiline ulaşamamaktadır. Tarihi ve milli şerefini bir yana itip kütleyi taklit ve sahte idoller önünde tazime zorlamak hatası, bugünkü anarşiyi meydana getirmiştir. Şunu bilmeliyiz ki, münevverin de, halkın da gönlü ve gözü ithal malı değerlerle tıka basa doldurulmuş cemiyetler kadar kötülüğe elverişli ve tehlikeli bir zemin yoktur. Zira an'anesinin, adetlerinin, iftiharlarının, dilinin, dininin, tarihinin ve topyekûn geçmişinin kal'asına yaslanmaktan mahrum bırakılmış kütlelerin, beşeri ve hayvani temayüllerini durduracak hiçbir engel tasavvur edilemez. Şark milletlerinde, hatta Garb derebeyliklerinde hüküm süren ve adeta militan bir karakter taşıyan hiyerarşi, Türklerde mutedil ve mantıki bir çeşni taşırdı. Onun için gerek Avrupalı derebeyliklerindeki diktatörlük, gerek Uzak ve Orta Şarkta hüküm süren gözü kapalı itaat ruhu ile Türk cemiyetinin sınıf ve ahlak şuuru, birbirinden çok farklı, hatta çok ayrıdır. Dede Korkut Hikâyeleri gibi Türk ruhunu etik ve estetik yönleriyle aksettiren antropoloji vesikaları bir yana, Anadolu ve Rumeli Türklüğünün iliklerine işlemiş olan bu terbiye anlayışı, insanın insana ve insanın Allah'a karşı olan bu vazife şuuru bu kaide ve saygı seremonisi, fertleri ve kütleleri birbirine bağlayan, lehimleyip perçinleyen büyük kuvvet halinde, bin senedir sürüp gitmekte idi. İşte, şerleri ve menfi temayülleri daha zuhura çıkmaya vakit bırakmadan önüne katıp götüren bu tarihi ve an'anevi terbiye seli, gürül gürül akıp giderken, karşısına setler kondu, hailler çekildi. Sonra ne oldu? Ayrı ayrı kollara, çukurlara dökülüp yekpareliğini kaybetti, birbirinden ayrı düştü. Bataklık oldu ve böylece de işte, taaffün başladı. Asırlar boyu, bütün milli müesseselere tesir etmiş bir sistemin iflası, bu müesseselerin de can çekişmesi demek idi...
******Samiha Ayverdi