Millet ve Tarih Şuuru

Yazar : Hilmi Ziya Ülken
Yayın Tarihi : Nisan, 1976
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 398
Ölçü : 13,5 x 19,5 cm
Yayınevi : Dergah yayınları

Bu kitapta muhtelif dergi ve kitaplarda millet ve tarih şuuru hakkında yazmış olduğum makaleleri topladığım gibi, bu fikirleri sarihleştirmek üzere diğerlerinden daha geniş olarak son faslı ilave ettim. Modern cemiyet şekli ve kıymetler nizamının modern dayanağı olan millet hakkındaki düşüncelerimi anlatırken yılların bazı gelişmelerini olduğu gibi bırakmayı tercih ettim. Yalnız muhtelif yerlerde neşredilmiş olan ve birbiriyle ilgisiz gibi görülen yazıları mantıki bir sıraya göre tertip etmek suretiyle, onların aynı esaslardan doğduğunu göstermeye çalıştım. Ayrıca bunlardan bir kısmının 1919'da yazılmış olduğu halde tam olarak neşredilememiş iki kitabımdan alınmış olduğunu işaret etmeliyim. Kitabın ağırlık merkezini teşkil eden tarih şuuru üzerinde nazari olarak uzun uzadıya durmaya mevzu elverişli değildi, buna ancak "Bir tarih felsefesi mümkün müdür?" adlı iki makale ile diğer bir kaç yazıda temas ettim. Bu kitapta müdafaa ettiğim tarih görüşü maddeci ve manacı tarih felsefelerinden ayrılmaktadır. Her iki felsefeye göre de tarih, form el mantığa aykırı bir mantığın hükmü altında cereyan eden, zaruri tenakuz ve sentez kanunlarına· tabi bir oluştur. Hâlbuki yine tarihte yalnızca tekrar edilemeyen vakaları buluyoruz. Bunlar ya hale ait şahsi ve hür olanlar sahası yahut geçmişe ait, fosillerden ibaret olmuşlar sahasıdır. Şu kadar var ki bu olmuşlar evvelce şahsi ve hür oluşlardı. Böyle bir durumda biz tarihe ya münferit ve ölü olmuşlar halinde bakabiliriz: bu objektif görüşle tarih cansız vaka izlerinin sinematografik bir manzarası olur. Yahut onları yaşamakta olduğumuz halin tecrübesiyle canlandırarak olmuşlar cereyanı olmaktan çıkarır, vaktiyle yaşanmış olan canlı hallerin cereyanı haline getiririz. Bu ikinci manada tarih bizim aydınlattığımız ve kendisine, yaşanmış tecrübemizle hayat ve mana kattığımız tarihtir. Böyle bir tarihe bugünkü varlığımızın temellerinden biri olan bir değer gözüyle bakmak doğru olur. Fakat biz hiç bir zaman onu keyfi ve indi olarak kendi serbest seçişlerimizle inşa edemeyiz. Çünkü onu kuracak bütün malzemeyi objektif tarihin hazinesinde hazır buluruz.
******