Lüzumlu Adam İshak Alaton

Yazar : Mehmet Gündem
İsbn : 9786051064499
Yayın Tarihi : Mart, 2012
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 306
Ölçü : 13,5 x 21 cm
Yayınevi : Alfa Basım Yayım Dağıtım
Basım Adedi : 2

BOĞAZIN KIYISINDA

Avrupa ve Asya kıtalarını birbirine bağlayan yerde, Boğaz Köprüsü’nün Avrupa ayağına bakan yamaçta... Adresi biraz daha netleş-tireyim, Ortaköy Kuruçeşme’de kendi halinde mütevazı, ama bir o kadar da heybetli bir mekân.
Dünü ve bugünüyle bu güzel mekânı ve burada yaşamış insanları merak etmemek neredeyse imkânsız.
Burası İstanbul’un en güzel yerlerinden.
Pek çok hayata ev sahipliği yapmış.
Yaşanmışlıkları derin...
Eski Şifa Yurdu...
Acaba bu kadim mekân kimlere yarenlik etti, kimler burada hayatın derinliklerine yelken açtı, kimler sığlıkta kayboldu? Kim bilir nelere tanık oldu, ne acılar, ne sevinçler yaşandı küçük odalarında. Zarif koridorlarına kimlerin kahkahaları sindi? Kimlerin sesi kalıcı oldu burada? Nice hatıralar birikti ve kimlerin hayat izleri var şimdi?
İnsan ile mekân arasında esaslı ve derin bir ilişki vardır. İnsan mekânı etkiler, mekân da insanı... Karşılıklı bir inşa vardır hep. Ve mekân yaşanmışlıkla anlamlıdır. Orada kimin yaşadığı, nasıl yaşadığı ve hayata ne bıraktığı mekânı da ‘anlamlı’ kılar.
Eskinin Şifa Yurdu, şimdinin holding binası, çatısında büyük harflerle ALARKO yazıyor...
Tabiatla uyumlu bu binaya gözüm ilk ne zaman aşina oldu elbette hatırlamıyorum, ama binaya ilk gelişim, galiba 1995 yazının başı idi. Unutmak mümkün değil, zira mevsim erguvandı.
Malum, meslek gazetecilik olunca insan ertesi gün kimin kapısını çalacağını kendisi de bilmiyor.
Santral numarası hâlâ aklımdadır; varlığından haberdar olduğum, arada bir gazete sayfalarından, bazen de televizyon ekranlarından tanıdığım -ki buna pek tanımak denmez- İshak Alaton’dan randevu istedim...
Sanırım iki gün sonrasıydı. Saat sabahın 1 Ti. Taş örme yüksek duvarlar eşliğinde kıvrıla kıvrıla yukarı çıkan bir yolda ilerliyorum... Duvarın üstünden cüretkâr bir şekilde sarkan sarmaşıklara bakarak adımlıyorum. Taş ve yeşilin uyumunu hayretle temaşa ederken, ağaçların yere düşen gölgelerini bugün gibi hatırlıyorum. Yolun ucu gözükmediğinden insanda belirsizlik hissi hakim oluyor. Tariften uzak bir duygu...
******