Kiziroğlu Mustafa

Yazar : Refik Özdek
İsbn : 9754371466
Yayın Tarihi : 1998
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 186
Ölçü : 12 x 19,5 cm
Yayınevi : Ötüken Neşriyat

Kalabalığın içinde yapayalnız kalmanın acısı bütün ağırlığıyla çökmüştü içine. Bunca insan arasında bir dert ortağı bulamamanın nasıl bir şey olduğunu kimse ondan iyi bilemezdi. Ama kimseyi kınamıyordu. "Ben, çağının dışında kalmış, gam yükünü tek başına yüklenmiş bir insan isem, kim ve niçin benim derdimden pay alsın da feleğinin ağırlığını arttırsın?" diyordu kendi kendine. Gerçi onu görmeye, onunla konuşmaya gelenler çoktu. Ama bunların hepsi aynı konuda konuşuyor, onu o satış işine razı etmek için dil döküyorlardı. Çocukları, torunları da vardı ve onlar da aynı konuda baskılarını arttırıyorlardı... Onu bir kişi anlardı, iyi anlardı. Derdini paylaşır, dayanma gücünü arttırırdı: Hayat yoldaşı, sevgili karısı Nuriye idi bu. Yazık ki sevgili Nuriye'si beş yıl önce rahmetlik olmuş, onu yalnızlıklar içinde bırakıp gitmişti... Köy yine o köy, ev yine o evdi. Ama insanlar değişmişti. Çok değişmişti! Sanki gurbet elde kalıvermişti Mehmet Ağa. "Ben neyim, niçin böyleyim?" diye düşünürdü ara sıra. Böyle günlerde, bilinmeyen bir zamandan beri belleğine yerleşmiş bir şiiri tekrarlardı: "...Ben gurbette değilim, gurbet benim içimde …". Bunu yazan şair yaşıyorsa ve bir gün karşısına çıkıverirse, işte onun, o duygudaki bir kişinin kendisini anlayabileceğini de geçiriyordu aklından. Yine de bir dostu, bir sırdaşı vardı. Ama bir insan değildi bu sırdaş. Hayvan da değildi. Bir ağaçtı! Tek başına ekip biçtiği, ürün devşirdiği küçük tarlasının ortasındaki meşe ağacı. Bu tarla ve bu ağaç onun her şeyiydi: Sırdaşı, sığınağı, kanı, canı, iyi kötü bütün anılarını saklayan ve onu hayata bağlayan özünün dünyası... Şimdi yine o ağacın dibindeydi. Hafif meyilli tarlanın ortasındaki bu ağacın gölgesi iyiydi, manzarası güzeldi. Güneşin doğuşunu da batışını da oradan seyretmek, insana bir süre kaygılarını, sıkıntılarını unutturur, havai fişeklerin, sözde yıldız serpmesi olan o maytapların, benzerini asla meydana getiremeyeceği o ihtişamı seyretmekten, sözle anlatamadığı bir haz duyardı…
******