Kırkpare

Yazar : Enis Batur
İsbn : 9755701257
Yayın Tarihi : Nisan, 2001
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 270
Ölçü : 13,5 x 19,5 cm
Yayınevi : Sel Yayıncılık

Çocukluk yıllarımda gördüğüm, "kadınların muayyen zamanlar" da kullanmasında fayda görülen Gripin ve Opon ilanları, üzerimde somut etki bırakan ilk reklamlar olmuştu. Bunda, şu mahut "muayyen zaman" meselesinin içinden çıkamayışımın payı büyüktü herhalde. Öyle anlaşılıyor ki, müşteri profilini gözardı etmemek koşuluyla, tüketicinin merakını kabartmak, reklamcının gözde silahlarından biri. Aklıma son yılların en ünlü afiş kampanyalarından biri geliyor: Bir sabah, bütün Paris sokaklarını donatan nefis bir hanım, üzerindeki -üst ve alt- çamaşırları göstererek, onları sırayla bertaraf edeceğini vaat etmişti. Herhangi bir düş kırıklığı yaşamadık doğrusu, tam tersine, beklediğimize değdiğini itiraf etmem gerekir. Kampanya da kampanyaydı hani. Son otuz yıl içinde, Avrupa'nın önde gelen araştırmacıları, reklamların tek tek bireyler ve kitle üzerindeki etkilerini ayrı ayrı ele alıp incelediler. Roland Barthes'ın, dilimize de çevrilen "Mitolojiler"i, bu çabanın en çarpıcı örnekleriyle doludur. Alıcı ile mal arasında dolaşan "mesaj"ı sezmek çok güç değildir belki, ama onu anlamlandırmak, bileşkenlerine ayırmak, oradan hareketle bu özel iletişimin temel mantığını çözümlemek başlı başına bir iştir. Nedir "mesaj", nasıl işler, hangi kurallara ayak uydurur? Çarpar mı, dokunur mu, içe işler mi, hangi algı noktalarına değer - günümüz bilim adamlarını, reklamlara bakarken kurcalayan sorulardan bir-kaçıdır bunlar. Gözucuyla bakarım reklamlara ben. İşaret ile, iletişim ile, bildiri ile ilgili araştırmalara daha yakından bakarım. O iki kutbun arasında gidip gelirken, hayat bana irili ufaklı tuzaklar hazırlar. Bir reklam metnini, filmini kat ederken aslında onların beni kat ettiğini farkettiğim olur. "Etki mantığı" üzerinde amatör düzeyde bir çözümleme alıştırması yaptığım reklamın konu edindiği malı satın alırken yakalarım bazen kendimi. 'Tipik bir tüketici'nin portresi çizilebilir mi bilmiyorum ama kendimi, o portrenin içine oturduğum anlarda değilse bile, hemen sonra, didiklemeye çalıştım.
******Enis Batur