Karaların ve Denizlerin Sultanı İstanbul Cilt II

Yazar : Filiz Özdem, Ali Konyalı
İsbn : 9789750817076
Yayın Tarihi : Aralık, 2009
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 467
Ölçü : 23 x 28 cm
Yayınevi : Yky

Farklı kültürlere kök salmış çok katmanlı şehir ütopyaları, imparatorluk kavramıyla birlikte doğdu. Mitolojiler çağında Babil, antik dönemde pagan Roma ve Ortaçağ mirasını Rönesans'a aktaran Konstantinopolis, bu ütopyaların şehir ölçeğinde inşa ettikleri gündelik hayat tarzlarını temsil ettiler. Siyasi otoritenin etrafında birer organik nüfuz alanı olarak genişleyen taşra coğrafyalarına dağılmış tanrılar, tüccarlar, askerler ve sanatçılar, eski dünyayı ayakta tutan kültür geleneklerini imparatorluk merkezlerine taşıdılar. Toplumsal geleneklerin, inanç sistemlerinin, ekonomik kaynakların birbirleriyle buluştukları ortak yaşam alanları, yönetici şehir kimliğinin omurgasını oluşturdu. Konstantinopolis'ten İstanbul'a evrimleşen bu kimlik, insanlık tarihinin kaydettiği en geniş kültür haritası üzerinde yükseldi ve temsil ettiği çoğulcu gündelik hayat tarzı, Anadolu, Balkanlar, Akdeniz havzalarının ortak paydasındaki "palimpsest" uygarlık geleneği içinde şekillendi. Yönetici şehirler, birbiri üzerine yığılan, iç içe geçen kültürel tabakalaşmaların, zihniyet biçimlerinin, estetik anlayışların, dini ritüellerin temsili için kurulmuş tarih sahneleridir. Her sahne kendisini inşa eden yönetici figürle özdeşleşmiştir. Burada rol dağıtımı yapan siyasi otorite daima kapsayıcı bir kamu hukukuna ihtiyaç duymuştur. Toplumsal ilişkiler ağını düzenleyen, dil, din ve ırk temeline dayalı cemaat yapılarını gündelik hayatın 'dokusuna dengeli bir biçimde yerleştiren hukuk anlayışı bir bakıma yönetici şehir kimliğiyle birlikte ortaya çıkar. Konstantinopolis, Roma kamu hukukunun doğal mirasçısıdır. Osmanlı İstanbul'unda bu miras İslam geleneği içinde eritilerek gündelik hayat ölçeği genişletilir. Uygarlıklara yön veren imparatorluk merkezleri, birer tarih sahnesi olmalarının ötesinde iktidar zevkinin sınırsız tüketimine açık siyasi oyun bahçesidirler. Pagan dünyanın mirası üzerinde saltanat sürmüş imparatorlar ve tanrısal gücü yeryüzüne indirmiş sultanlar için bu haz mekânlarının kuruluş şeması az çok birbirine benzer: Önce siyasi otoritenin gücünü vurgulayacak anıtsal yapı repertuvarıyla desteklenmiş şehir dekorları inşa edilir, ardından bu sembolik sahnede tarihsel rollerini oynamak için özenle seçilmiş insan kadrosu yerini alır.
******Filiz Özdem, Ali Konyalı