Kanlıca Boğaziçi'nde Bir Köy Cilt I

Yazar : Fuat Selim Ramazanoğlu
İsbn : 9786058254107
Yayın Tarihi : Haziran, 2017
Dil : Türkçe
Sayfa Sayısı : 710
Ölçü : 27 x 30 cm

Bir kitap yazma hevesim, aslında 30 sene öncesine kadar uzanmaktadır.
Üniversiteden mezun olduğum yıllarda başladı...
Karar vermem 30 yıl sürdü!
Bu süreçte, çeşitli mimari konulara heves ettim.
Kanlıca’da karar kıldım.

Kanlıca’yı anlatırken, konunun coğrafi, tarihi ve mimari ağırlığının yanında, sosyolojik yönü de önemliydi. Aile olarak, Boğaziçi kültürünün bir yansıması olan bu küçük ve sevimli köydeki sosyolojik yapının, köklü ve çok eski bir parçasıydık... Yaşadığımız bu ortam, nesiller boyunca tüm aile fertlerimizde unutulmaz tatlar bırakmıştır. Bu tatlar kalıcıydı. Hepsi yaşanmış ve benliğimize adeta ‘sanatkârane’ bir biçimde işlenmişti.
2005 yılıydı. Bu kitabı yazma cesaretini işte buradan aldım!
Yaşadıklarımız, yazarken, kitaba son derece güçlü bir temel oluşturdu.
M.Viktor Hansen’in bir sözünü anımsıyorum; “Sen neye hazırsan, o da senin için hazırdır.”
Ben bu kitabı yazmaya hazırdım; Kanlıca'da buna hazırdı! Bu kitap aslında küçük bir Boğaziçi yerleşmesinin ruhunu yarınlara aktarabilme çabasıdır. Bu çaba, neredeyse 12 yıldır sürüyor.
Bana göre, Kanlıca anlatılmaya doyamaz, ben de anlatmaya doyamam...
Önsözün başında şunu büyük bir samimiyet ile ifade etmeliyim ki, bu kitabı yazmaya karar verirken, Kanlıca tarihinin unutulmaz ve en renkli simalarından birisinin, A. Cabir Vada’nın, ‘Boğaziçi Konuşuyor ve Kanlıca Tarihçesi’ isimli, gösterişsiz ama son derece kıymetli kitabı bana öncülük etmiştir. Onun bu kitabının, Kanlıca ile ilgili olan bölümlerinin önemli bir kısmını, kitabımın çeşitli bölümlerine yerleştirerek, adının daha da çok anılmasına mütevazı bir biçimde katkıda bulunmak istedim. Işıklar içinde yatsın. Kitabımı hazırlarken, onun manevi varlığının her zaman benim yanımda ve bana yardımcı olduğunu hissettim.
Bu kitap, yaşatamadığımız kültür mirasımızın gelecek kuşaklarca en iyi şekilde değerlendirebilmesi umuduyla hazırlanmıştır. Araştırılan her bir konu, ulaşılabilen en doğru kaynaktan alınmaya çalışılmıştır. Karşılık beklemeden, tartışmalara mahal vermeyecek, objektif bir çalışma yapılmaya gayret gösterilmiştir. Kitaba alman her bir belge, tamamı ile okuyucunun bakışını zenginleştirmek için konulmuş ve kendi değerlendirmesine bırakılmıştır.
Zaman göreceli bir şeydir! Böyle bakıldığında Kanlıcalı olmak başka bir şey; tam yedi kuşak boyunca Kanlıcalı olmak ise daha başka bir şeydir! Bazen, yarım asır boyunca’ yani kendilerine göre gayet uzun bir süreden beri İstanbul’da yaşayan insanlarla konuşuyorum. Bu insanlar, gururlu bir biçimde kendilerini İstanbullu sayıyorlar! Bizler ise, aile olarak, yüz elli seneden fazla bir süre, neredeyse iki yüz seneye yaklaşan bir süredir aynı yerde, aynı topraklar üzerinde, aynı akarsuyun sahilinde yaşıyoruz. İstanbul içinde olup da yer değiştirenlerden de değiliz. Hep aynı yerdeydik!... Dedemin dedesinin babası olan Mehmet Muhtar Bey, Kanlıca iskelesi ile Körfez arasındaki burunda yaklaşık 120 m. uzunluktaki kıyı boyunca uzanan sahil şeridi üzerinde bulunan yahşim yaptırdıktan sonra, Boğaziçi’nin bu bölümü, ailenin ikinci kuşak oğlu olan Mahmut Aziz Bey döneminden itibaren Mahmut Bey Burnu’ olarak anılmaya başlanmıştır...
******